Magazin skandalı

23 Temmuz 2018 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, gazetenin yazarlarından Cengiz Semercioğlu'nun "Ceceli skandalı" ile ilgili olarak yazdıklarını şöyle eleştirdi:

"Cengiz Semercioğlu'nun "Yılın skandalı sonunda patladı" başlıklı yazısı çok ses getirdiği gibi, çok da eleştiri aldı. Kimi magazin yazarları, sosyal medyadan takipçiler ve okurlar eleştirdi bu yazıyı.

Semercioğlu da ertesi gün "..Mustafa Ceceli'nin eski eşi Sinem Gedik ve İntizar arasındaki ilişkinin ortaya çıkması üzerine eleştiri oklarının bazıları bana da döndü" diyerek eleştirileri yanıtladı. "İki kadın arasındaki ilişkiyi skandal olarak" nitelediği eleştirisine "..bu haberde skandal olan iki kadının yakınlaşması değil, evde çocuğun olduğu iddiası. Ve Ceceli'nin çocuğunun annesinin görüntülerine dayanarak dava açması" karşılığını verdi.

Her ne kadar böyle söylese de Semercioğlu'nun "Yılın skandalı" yazısındaki ifadeleri, bu savunmasını doğrulamıyor. Zira baştan sona iki kadın arasındaki ilişkiye odaklanan yazısının daha girişinde ilişkiyi "skandal" diye tanımlıyordu:

"... son dönemin en büyük skandal iddialarından biri sonunda patladı. 'Sonunda' diyorum, çünkü çift boşandığından beri magazin kulislerinde Sinem Hanım'ın şarkıcı İntizar'la ilişkisi olduğu konuşulup duruyordu."

Görüldüğü gibi, ilk cümlede "sonunda patladı" dediği skandalın ne olduğunu ikinci cümlede "Sinem Hanım'ın şarkıcı İntizar ile ilişkisi" olarak açıklıyor. Yazının sonuna doğru bu yaklaşımını destekleyen ifadeler de kullanıyor:

"...Ne zaman ki ikilinin görüntüleri video olarak gönderilmiş, o zaman duruma ikna olmuş Ceceli. Bu iddialar Mustafa Ceceli'nin dava dosyasında yer aldı. Ancak ben de gözlerimle gördüm, durum iddianın ötesinde, gerçek..."

Gördüğü ne? İki kadının yakınlaşması. "İddianın ötesinde gerçek" dediği ve "skandal" diye nitelendirdiğinin de bu ilişki olduğu anlaşılıyor.

Oysa biz gazeteciler, ünlü de olsalar insanların cinsel yönelimlerini suçlama vesilesi yapamayız. İki kadın arasındaki ilişkiyi "skandal" olarak nitelendirmek cinsiyetçi ve ayrımcı bir yaklaşım. Üstelik Semercioğlu'nun savunmaya çalışırken söylediği gibi,  "olay sırasında çocuğun evde olduğu iddiası" da skandal olamaz. 7 yaşındaki çocuğun o sırada yanlarında olduğu bir iddia. Ayrıca eşcinsel çiftlerin çocuğu olamaz mı?

Aslında bu olayda büyük bir skandal olduğu doğru. Skandalın ilk aşaması, Ceceli'nin 1.5 yıl kadar önce boşandığı ve hukuken ilişkisi kalmayan eski eşinin yatak odasına gizli kamera konulması. Gizli kamera ahlaki olmadığı gibi Türk Ceza Yasası'nın "Özel hayatın gizliliğini ihlal" ile ilgili 134. Maddesine göre de suç. Umarım polis, o kameraları oraya koyanı bulup yargıya havale eder.

Skandalın ikinci aşaması da suç olan gizli kamera görüntülerinin Ceceli tarafından çocuğunun velayet davası dosyasına konulması. Ceceli, gizli kamerayı kendisinin koydurmadığını savunsa da suça ortak olmuş durumda.

Haber değeri taşıyan da işte bu skandaldı. Ama Semercioğlu, yazısında bir kadının yatak odasına gizli kamera (ya da kameralar) konulmasını, mahrem alanlarına tecavüz edilmesini skandal olarak nitelendirmediği gibi eleştirmemiş bile. Bunun yerine olaya Ceceli'nin gözüyle bakan, tek yanlı bir yazı kaleme almış. Kadın tarafına suçlamalara karşı "cevap hakkı" tanımamış.

Ne yazık ki, "Türkiye'nin bu konuyla çalkalanması" gazetecilik hatasını ortadan kaldırmıyor. Keşke yazdıklarını savunmak yerine özür dileseydi."

Yazının tamamını okumak için tıklayın