'Tutuklu gazeteciler bırakılsın'

24 Temmuz 2018 Salı  |  GÜNLÜK

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)  ve Basın Konseyi, basında sansürün ilk kez kaldırılışının 110. yıldönümü dolayısıyla açıklamalar yaptı.

TGC'nin açıklaması şöyle:

"1908'de II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte ağır baskı altında sindirilmiş ülkede özgürlük havası esmeye başlamış, gazeteciler ve matbaacılar sansür memurlarını binalarına sokmayarak fiilen sansürün kaldırılmasını sağlamışlardır.

 24 Temmuz'lar bir süre Türkiye'de bayram olarak kutlanmış ancak 12 Mart muhtırasının ardından gazetecilere ve gazetelere konulan yasaklar nedeniyle bayram sözcüğü kaldırılmış günümüze kadar gelen özgür haberciliğe ket vurma alışkanlığı devam etmiştir.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak gazetecilerin ve gazetelerin çalışma koşullarının kamuoyunun haber alma bilgi edinme hakkı çerçevesinde iyileştirilmesi en büyük dileğimizdir. 24 Temmuz sansürün ilk kez kaldırılışının 110. yıldönümü dolayısıyla büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün "Basın hürriyetinden doğan mahsurların yegane izale (yok etme) vasıtası yine basın hürriyetidir" sözlerini anımsatmakta yarar görüyoruz.

Gelişmiş çağdaş ülkelerin arasında yer almanın ancak temel hak ve özgürlüklere sahip, birbiriyle barışık bir toplumla gerçekleşeceğini düşünüyoruz ve bu amaçla cezaevlerinde tutuklu gazetecilerin de özgürlüğüne kavuşmalarını bekliyoruz."

Basın Konseyi'nin açıklaması da şöyle:

"II. Meşrutiyet'in ilanıyla 24 Temmuz 1908 tarihinde Padişahın, 'Âli Kararname' ile yürürlüğü koyduğu sansür 32 yıl sonra kalkmış, basın nihayet özgürlüğe kavuşmuştu. Bu tarihi olayın önemini vurgulamak için, 1946 yılında 24 Temmuz günü Gazeteciler ve Basın Bayramı olarak kutlanması kararlaştırılmıştı.

Basında sansürün son bulmasının üzerinden geçen 110 yıl sonra, Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı maalesef kutlayamıyoruz. 

* Zira bugün Türkiye, dünya ifade ve basın özgürlüğü sıralamasında en sonlarda yer alıyor.

* Hiçbir dönemde olmadığı sayıda gazeteci ve yazar, ya cezaevlerinde; ya da mahkemelerde açılan binlerce davada sanık olarak yargılanıyor.

* Onlarca basın mensubu yazdıkları yazıdan, katıldıkları televizyon programındaki sözlerinden dolayı, 'örgüt' yaftası ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırılmakta..

* En küçük eleştiriye, tek sütunluk habere ya da çizilen karikatüre onlarca yıl hapis istemiyle peş peşe  davalar açılıyor. Gazeteciler çok ağır, ödenmesi güç maddi yaptırımlarla cezalandırılıyor.

* Mahkemeler hiçbir indirime gitmeden ağır mahkumiyet kararları veriyor.

* Kapanan gazeteler, televizyonlar ve internet sitelerinde işsiz kalan binlerce gazeteci ve televizyoncu varken, medyamızın içinde bulunduğu böyle bir ortamda, 24 Temmuz'u 'Gazeteciler ve Basın Bayramı' olarak kutlayamıyoruz.

 * Bunların sonucunda halkın haber alma hakkı yok olurken, gerçeğe ulaşılması her gün zorlaşırken Basın Konseyi olarak; demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla eksiksiz yerleşmesi; ifade ve basın özgürlüğü önündeki tüm engellerin kalkması; cezaevlerinde tek bir meslektaşımızın kalmaması için mücadelemizi sürdürmeye kararlı olduğumuzu bildiriyoruz."