'Do the Shiggy'

30 Temmuz 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Gün geçmiyor ki sosyal medyada yeni bir moda, yeni bir akımla karşılaşmayalım. Şimdilerde son sosyal medya çılgınlığı da "Do the Shiggy"  olarak bilinen dans akımı, daha doğrusu hareket halinde giden arabadan inerek dans etme de diyebiliriz.

Ülkemizde de ünlü sanatçı Hülya Avşar'ın bu dansı yapması ve instagram hesabından paylaşması ardından gündeme gelen "Do the Shiggy" ya da kısaca "Shiggy" şöyle;

Bu akıma uyanlar, hareket halindeki araçtan inip dans ediyor ve araca geri biniyor. Bu anları kaydederek  çeşitli sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar. Tabii bu arada ortaya çıkan veya bilinçli yapılan çeşitli kazalar da işin reyting getiren küçük hileleri...

Bu akımın ortaya çıkması ise, Drake'in yeni şarkısı "In My Feelings" ten kaynaklanıyor. "TheShiggyShow" adlı sosyal medya fenomeninin bu şarkı ile dans edip video çekmesinin ardından tüm dünyada hızla yayılan akım ülkemizde de Hülya Avşar ile trend oldu.

Burada asıl sorgulamamız gereken konu ise, sosyal medyanın günümüz insanı  üzerinde yarattığı bağımlılık ve vazgeçilmezlik...

Sosyal medyanın en büyük özelliği, kullananların neredeyse yaşamlarının büyük bir bölümünü tanıdık tanımadık herkesle paylaşması. Daha da öte bundan zevk alması. Tatil ve gezi görüntüleri, yenen yemekler, okunan kitaplar, arkadaşlarla dostlarla yapılan özel kutlamalar, kısaca aklınıza ne gelirse her şeyi paylaşıyoruz.

Üstelik bütün bunları yaparken kimse bizi zorlamıyor. İstediğimiz için yapıyoruz. Belki de bundan garip bir zevk alıyoruz. Sadece kendimize ait olan şeyleri sergilemiyor, başkalarını da sürekli gözlemliyor, onların da neler yaptığını öğrenmeye çalışıyoruz. Adeta herkes birbiriyle yarış içinde.

Geçen gün izlediğim bir dizide "modern hayat, röntgenciliğin ve teşhirciliğin kutsal olmayan bir karışımına benzer. İnsanlar sürekli kendi içlerini ve dışlarını yayınlıyorlar" diyordu.

Aslına bakılırsa çok doğru bir tanımlama... Burada  belirtilen "modern hayat" kavramından benim anladığım, teknolojinin, internet ve her türlü sosyal medya kullanımının geldiği noktadır. Sorarım size hanginiz evde/işte cepte hiç internet kullanmıyorsunuz? Hanginizin bir sosyal medya hesabı yok? Teknolojiden yararlanmak elbette çok güzel de, bir de abartmasak...

Artık teşhirci de biziz, röntgenci de... Her şeyimiz gözler önünde, her şeyimizi bilerek ve isteyerek sergiliyoruz. Gittiğimiz, gezdiğimiz yerlerden yediklerimize, yaptıklarımızdan kimlerle nerede birlikte olduğumuza, hatta içsel dünyamızda yaşadıklarımıza kadar adım adım her şeyimiz ortada. Neredeyse her an  tüm yaşantımızı yazılı veya görüntülü başkalarıyla paylaşıyoruz. 

Arkadaşlarımızın-dost ve akrabaların ne yaptığını, nerede olduğunu artık anında öğrenebiliyoruz. Kim nerede ne yemiş, ne içmiş, kimlerle beraber nereye gitmiş, nerede eğlenmiş, gezmiş hepsini anında biliyoruz. 

Bırakın yeme-içme gezme olaylarını, artık hastanede geçirdiğimiz en basit operasyondan tutun, hangi camide namaz kıldığımıza, yakınlarımızı hangi mezarlıkta sonsuza uğurladığımıza kadar her anımızı, her şeyi birilerinin gözüne sokmaya bayılıyoruz.

Üstelik bunları yaparken de sürekli öncü olma, ilk olma ve farklı olma arayışındayız. Son sosyal medya çılgınlığı "Do the Shiggy" de bu bağlamda ele alınmalı. Yakında bu da geçecek ama sosyal medya bağımlılığı gün geçerek artacak gibi...

Sosyal medya sayesinde artık biri bizi gözetlemiyor, herkes herkesi gözetliyor. Daha da ötesi sosyal medyada sıradışı olmak, farklı bir tarz yaratmak için olmadık paylaşımlarda bulunmak neredeyse kural haline geldi.

Acaba ilgi manyağı mı olduk? Yoksa çok mu yalnızız? Yoksa kendimizi olduğundan farklı göstermekten zevk mi alıyoruz? 

İlhan İlmenöz