Bir ölümün işaret ettikleri

06 Ağustos 2018 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, Giresun'da meydana gelen bir ölüm olayını medya açısından mercek altına aldı:

"Giresun'da, hasta eşine ilaç yazdırmaya giden 82 yaşındaki Yusuf Topal'ın ölümünden kim sorumlu? Yüzüne biber gazı sıkıp tartaklayarak ters kelepçe takan polisler mi? İstediği ilacı yazmayıp polis çağıran doktor mu? Yoksa gerginlik çıkmasında Yusuf Topal'ın da hatası var mı?

Telefonla arayan Engin Uzunlar adlı okur, "bu olayda doktorların da hastanın da haklı yanları var" dese de doktorları eleştirdi. "Ancak bu ilaç yazdırma olayında sürekli sorun çıkarılıyor. Sağlık Bakanlığı, sıklıkla yaşanan bu soruna el atmalı" dedi. Birgün gazetesinde Doğan Tılıç da "haberlerin doktoru yargısız infaza dönüştüğü" saptamasında bulundu; konuyu değerlendirmemi önerdi.

Tılıç'ın dikkat çektiği gibi, bazı medya kuruluşlarında doktorla ilgili hüküm içeren haber ve yazılara rastladım. Hürriyet'te böyle bir yaklaşım olup olmadığını anlamak için de gazeteleri taradım. İlk gün, yani 29 Temmuz'da "Öldüren kelepçe" başlıklı haberde olay serinkanlı bir dille anlatılıyordu. 30 Temmuz'da ilk sayfada "İki polis ve doktora soruşturma", üçüncü sayfada "Döve döve" başlığı kullanılmıştı. Haberin çarpıcı yanı, kamera görüntülerinin yer almasıydı. Polislerin, Topal'ı tartaklayarak ve biber gazı sıkıp ters kelepçe takarak götürmeye çalıştıkları görülüyordu. 31 Temmuz'da "Cebinden evde bakım kâğıdı çıktı", 1 Ağustos'ta da "Doktor şikâyetçi" başlığı kullanılmıştı.

DHA muhabiri Hakan Kabahasanoğlu'nun Hürriyet'te yayımlanan bu haberleri hüküm içermiyor. Olayla ilgili gelişmelerin yanı sıra Topal Ailesi'nin avukatının, polislerin ve doktorun ifadesi, TTB ve Sağlık Bakanı'nın açıklaması yani tüm tarafların görüşleri dengeli verilmiş, doktor hedef alınmamış.

Kamera görüntülerinin bulunması olayın bir bölümünü aydınlatıyor, polislerin orantısız şiddet kullandıklarını ve Topal'ın o sırada kalp krizi geçirip yaşamını yitirdiğini kanıtlıyor. Fakat doktor ile Topal arasında yaşananlar hakkında fazla bilgi yok. Ailenin avukatı, Topal'ın doktor Ö.Y.'nin odasında kalp krizi geçirmeye başladığını ama doktorun ilgilenmediğini öne sürüyor. Doktor da Topal'ın baston salladığını, bağırdığını ve odasını işgal ettiğini, o nedenle korkup polis çağırdığını söylüyor. Hangisi doğru? Tanıklarla konuşmadan ya da başka kamera görüntüleri gibi unsurlarla orada yaşananları açığa çıkarmadan doktorun hatalı ya da hatasız olduğu söylenemez.

Ancak ilk haberlerdeki "İstanbul'dan memleketi Giresun'a giden Topal'ın yürüme güçlüğü çeken eşine ilaç yazdırmak" istediği bilgisi, daha sonra "yatağa bağımlı ve evde bakım raporlu eşine ilaç yazdırmak" olarak değişti. Belli ki bir mevzuat sorunu var ve hiç kimse de doktorun mevzuata aykırı davrandığını öne sürmüyor. Nitekim Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da Hürriyet'ten Mesude Erşan'a "Raporluların ilaca erişimi kolaylaşacak" açıklaması yaptı.

Demek ki, 82 yaşındaki Topal'ın ölümü sağlık sistemindeki iki soruna dikkatimizi çekiyor. Hasta yakınlarının şiddetine maruz kalan doktorların endişeli hali, raporlu hastalara ilaç yazımındaki bürokrasi. Tabii bir de polislerin yaşlı bir insana bile şiddet uygulaması sorunsalı var.

 Bu sorunların üzerine gitmek, insanların yaşamında önemli yer tutan sağlık ve güvenlik alanlarında "çözüm gazeteciliği" örnekleri sergilemek gerekli. Tabii bir yandan da Topal'ın ölümüyle ilgili karanlık noktaları aydınlatmaya çalışmalıyız. Elbette önyargılarla hareket etmeden, hüküm vermek yerine olgular ve somut verileri yazarak..."

Yazının tamamını okumak için tıklayın