Beyaz Saray'da Watergate-2

20 Ağustos 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Eğer bu Pazar günü Amerikan televizyonlarının siyaset sohbeti programlarında  konuşulanlar gösterge olarak alınırsa, ABD Başkanı Donald Trump hakkında özel savcı Robert Mueller tarafından yürütülen, 2016 seçim kampanyasında Ruslarla işbirliği yaptığına ilişkin soruşturmada sonun başlangıcı aşamasına gelmiş bulunuyoruz.

Geçen hafta içinde içinde gerçekleşen üç gelişme, başkent Washington'daki eski tüfek yorumcular tarafından, Richard Nixon'ı ABD başkanlığından istifaya zorlayan Watergate skandalının son perdelerinin adeta yeniden oynanmakta olduğu şeklinde yorumlandı.

Bu gelişmelerin her biri kendi içinde önemli olmakla birlikte, önem sırasına bakıldığında birinci sıraya konması gereken, Beyaz Saray baş hukuk danışmanının Müeller'in ekibine 30 saat süreyle ifade verdiğinin açıklanması  olmalı.

New York Times gazetesinin haberine göre hukuk danışmanı Don McGahn, geçtiğimiz dokuz ay boyunca aralıklarla alınan ve toplamı 30 saati bulan ifadesi çervecesinde Müeller ekibine, "başka bir kaynaktan edinilmesi olanakszi bilgiler" sağlamış oldu. Yapılan yorumlara göre hukuk danışmanının verdiği bilgiler, özel savcının ekibine Trump'ın  karar alırken hangi güdülerle hareket ettiği konusunda önemli ipuçları vermekle, ABD Başkanı'nın adaleti engelleme suçunu işlemiş veya işlemeyi tasarlamış olup olmadığı konusunda bir yargıya varılmasını önemli ölçüde kolaylaştırmış durumda. Nixon'ın hukuk danışmanı John Dean de Watergate'i soruşturan savcılarla işbirliği yapmış ve bu durum Nixon'ı istifasına giden yolu açan önemli bir gelişme olmuştu.

Elbette Trump, altta kalmamak için derhal attığı tweetlerle McGahn'i ve bütün Beyaz Saray personelini özel savcının ekibiyle işbirliği yapmaya teşvik ettiğini açıkladıysa da, bunun inandırıcılığının yüksek olduğu hayli tartışmalı.

İkinci önemli gelişmede Trump'ı, Helsinki'de Putin'le yaptığı doruk toplantısında ABD istihbarat kuruluşlarının Rusya ve Putin aleyhindeki raporlarını hiçe sayarak vatana ihanet etmekle suçlayan CIA eski başkanı John Brennan'ın güvenlik ve istihbarat yetkilerini iptal etti. (ABD'de görevden ayrılsalar bile üst düzeydeki yetkililer, değerlendirmelerine gerek duyulabileceği düşüncesiyle, kamuya açıklanmayan istihbari bilgilere ulaşma yetkisine sahip kılınıyor.) Trump bu kararını açıkladıktan sonra atmaya devam ettiği tweetlerinde, Brennan'ın yalnızca başlangıç olduğunu, birisi hala görevedeki bir Adalet Bakanlığı yetkilisi olmak üzere dokuz yüksek rütbeli eski görevlinin daha istihabarat yetkilerini geri alacağını bildirdi.
Bu da "korku dağları sardığı için" Trump'ın Nixon'ın başvurduğu bir yola giderek ABD bürokrasisinden gelebilecek tehditlere karşı önlem almaya çalıştığı şeklinde yorumlanıyor.

Üçüncü gelişmeye gelince, henüz sonuçlanmamış olmasına karşın Trump için önemli bir tehdit de, eski seçim kampanyası yönetmeni Paul Manafort'un yargılanması sürecinden kaynaklanıyor. Mueller soruşturmasının yol açtığı bu ilk yargılama sürecinde, aslında iddianame 2016 seçimlerine Rusya'nın müdahalesine ilişkin hiçbir suçlama içermiyor; suçlamaların tümü Manafort'un vergi kaçırmak, para aklamak ve ülke dışında gizli hesaplar tutma gibi mali  uygulamalarına ilişkin. Ne var ki, Manafort, jürinin Pazartesi (bugün) ya da Salı günü açıklaması beklenen kararında suçlu bulunursa, bu Mueller'in elini önemli bir ölçüde güçlendirecek ve soruşturma sırasında sorgulanan digger tanıklar, sanık durumuna düşmemek için Trump'ın sırlarına ilişkin daha fazla bilgiyi iletmek için özel savcının bürosu önünde sıraya girecekler beklentisi var. Buna karşılık Manafort beraat ederse, bu kez Trump'ın kozları güçlenecek ve Mueller'İ cadı avıyla suçlamayı tırmandıracak.

Burada dikkat çekici bir konu, Manafort'un davasına bakan yargıcın, duruşmalar boyunca alışılmadık şekilde sanık yanlısı bir tutum içinde olması ve Mueller'in ekbindeki savcıları her fırsatta, jürinin de etkilenebileceği bir biçimde azarlaması. Aşırı muhafazakar görüşleriyle  tanınan yargıcın, bu yanlı tutumunu kendisinin bile farkedebileceği bir noktaya  taşıdığı ve yaptığı hata nedeniyle jüriden ve savcılardan özür dilediği haberlere konu oldu. Bu alışılmadık tavır hukuk yorumcularının ciddi eleştirilerine hedef olurken, Mueller ekibinin, Manafort'un beraati halinde yargıcın tavrını temyiz için gerekçe olarak kullanabilieceği konuşuluyor.

Bütün bu gelişmeler, Turmp konusunda önceki yazılarımızda vurguladığımız, ABD liderinin "zamana karşı bir yarış" içinde olduğu temasını güçlendiriyor.

Somut olarak ifade edilmese bile varsayılan senaryo şu:

Mueller ekibi, soruşturmayı sonuçlandırmadıkça, Trump Kongre ara seçim takviminin kendisine karşı işleyebileceğinden çok kaygılı. Eğer Mueller iddianamesini bu ay sonuna kadar  yayınlarsa, Trump bunu kabul edilebilir bir tehdit olarak görecek çünkü ara seçimlerin yapılacağı 6 Kasım tarihine kadar gündem saptırma becerisiyle iddianameyi kamuoyu gözünde unutturabileceğine inanıyor. Ancak iddianamenin yayınlanması Eylül sonu veya Ekim'e sarkarsa, bu oy verme gününden hemen önce yaratacağı yankıyla oy verme eğilimlerini Trump  acısından son derecede olumsuz etkileyebilir.  Öyle ki, konuşulan olasılıklar arasında, özel savcı Mueller'in istihbarat ve güvenlik ayrıcalıklarının  Eylül ayının hemen başında sınırlandırıması ve böylece görevinden resmen alınmasa bile Mueller'in işini yapamayacak konuma getirilmesi de bulunuyor.

Peki bütün bunlar rahip Brunson davası ve Türkiye-ABD ilişkileri için nasıl bir etki yaratacak? Tek sözcükle vahim...

Trump'ın 2020'de yeniden başkan seçilmesi gelecek seçimlere kadar görevini koruyabilmesine, bu da Kasım'daki ara seçimlerde Demokratların ezici bir çoğunluk kazanmamasına bağlı. Trump şu ana kadar Yahudi lobisi için İran'a savaş açmak dışında yapabileceği her şeyi yaptı; ülkedeki sanayicileri desteklemek için bütün dünyayla gümrük tarifeleri savaşına girdi; çiftçilerin oyunu almak için gümrük tarifelerinden görecekleri zararı karşılasın diye 12 milyar dolarlık sübvansiyon paketi açıkladı; Kongre'yi susturmak için Rusya'ya karşı yaptırımlar uygulanmasını onayladı vs. Şimdi Evangelist oy tabanını memnun etmek için elindeki en büyükj koz, Türkiye'nin etrafındaki mengeneyi her gün biraz daha daraltarak Amerika'ya dönüşünde rahibe sarılıp fotoğraf çektirmek olacak. Ekonomisi diz çökmüş durumdaki Türkiye'ye baskıyı artırmak hiç de zor gibi görünmüyor.

Cengiz İzmirli (mahlas)