Putin'in görüştüğü Türk bakanlar

28 Ağustos 2018 Salı  |  MG ÖZEL

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iktidara gelmesinden sonra Rus-Türk ilişkilerinde yaşanan inişler ve çıkışlar çoğu zaman protokole de yansıyor.

Aslında bu Ruslar açısından sadece Türkiye ile ilişkilere özgü bir durum değil; diplomaside yapılan ya da yapılmayan her şeyin bir anlamı var...

Protokole büyük önem veren Rusya da, yabancı devlet adamlarının ziyaretlerinde o ülkeyle ilişkisine göre kimi zaman "esnek protokol" uyguluyor.

Putin doğal olarak, Moskova'ya gelen yabancı liderlerle görüşüyor, ancak ziyaretçinin statüsü devlet başkanı ya da başbakanın altına indiği zaman ikili ilişkilerin o andaki durumuna göre bir protokol uygulanıyor. Putin, genellikle konuk dışişleri bakanlarıyla "eşiti" olmadığı için görüşmüyor ama kimi zaman da karşı tarafa olumlu bir mesaj vermek için "diplomatik jest" yapabiliyor. Olağan protokolde Putin konuk bir bakanı kabul etmediği için karşı taraf bunu bir sorun olarak görmüyor. Görüşmenin yapılması ise o ülke tarafından "Rusya bizimle ilişkilere önem veriyor" diye algılanıyor.

Örneğin, dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 23-26 Şubat 2004 tarihlerinde, yani AKP'nin iktidara gelmesinden kısa süre sonra Moskova'ya yaptığı ziyarette Putin tarafından kabul edilmişti. Hatta o görüşmede Rusya lideri Gül'e, 1990'lı yıllarda turist vizesiyle geldiği Antalya'yla ilgili izlenimlerini aktarmıştı.

O tarihten dört yıl sonra, 19-20 Şubat 2008'de bu kez dönemin Dışişleri Bakanı Ali Babacan Moskova'yı ziyaret etti. Babacan'ın ziyaret öncesinde talep etmesine rağmen Putin'den randevu alamadığı iddia edilmişti. Dönemin Milliyet Moskova Muhabiri Cenk Başlamış konuyla ilgili haberinde şunları yazmıştı:

"Babacan'ın iki gün süren ziyareti öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüşme talebinde bulunduğu ancak bu isteğine olumlu yanıt alamadığı öğrenildi. Dışişleri kaynakları, Putin'in mart başında Rusya'da yapılacak seçimler nedeniyle bu dönemde iç politikaya yoğunlaştığını ve sadece Babacan'a değil diğer yabancı ziyaretçilere de randevu vermediğini belirttiler."

1-2 Temmuz 2009 tarihinde ise, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un daveti üzerine dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Moskova'ya geldi. Ancak Davutoğlu da dışişleri bakanı olarak ilk Rusya ziyaretinde Putin ile şansı bulamadı.

Önce Babacan, ardından da Davutoğlu'nun Putin'le görüşememesi üzerinde Türk tarafı Rus protokolünün bu şekilde yerleştiğini düşünmeye başlamıştı ki, Rusya lideri  geçen hafta Kremlin'de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan'ı ağırladı. Özellikle Çavuşoğlu'nun Putin ile tokalaşması Rusya televizyonu ana haberlerinde sürekli gösterildi. 

Çavuşoğlu'nun Rusya kamuoyunda bilinen bir diplomat. Çavuşoğlu'nu "Rusya'nın dostu" olarak tanımlayan Rus siyaset bilinci Sergey Markov Antalya merkezli haber portalı Mygazete'ye şunları söylemişti

"Sayın Çavuşoğlu'nun Rus-Türk barışının sağlanmasında büyük katkısı var. Çavuşoğlu ikili ilişkilerin düzelmesinde önemli rol oynadı. Hatta kriz döneminde Antalya'da yaşayan Rus diasporasını ziyaret etmesi de insani bir davranış. Ayrıca Çavuşoğlu 2010 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanlığı görevini yaptığı dönemde Ukrayna'da 1930'lı yıllarda yaşanan holodomor olayının (kıtlık nedeniyle milyonlarca kişinin ölmesi) soykırım olarak tanınmasını önledi. Bu Batı'nın girişimiydi fakat Çavuşoğlu'nun sunduğu objektif rapor sayesinde olayın soykırım olarak tanınması reddedildi. Çavuşoğlu'nun bu desteğini hatırlıyoruz, unutmadık." 

2011 yılında AKPM Başkanı Çavuşoğlu'na, Rusya Federasyon Konseyi'nin en yüksek nişanı olan Şeref Madalyası verilmişti.

Fuad Seferov, Moskova