Trump'ın keyfi yerinde

27 Ağustos 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump, 2016'daki başkanlık seçimini kazandıktan sonra yaptığı bir açıklamada, "New York'ta 5. Caddenin göbeğinde silahımı çekip adam vursam bile bana oy verecek sağlam bir seçmen kitlem var" demişti.

Göründüğü kadarıyla Trump seçmeninin nabzını gerçekten iyi tutmayı becermiş..

Washington ve New York'taki ana akım basın ve yayın kuruluşlarındaki ağır top yorumcuların, Trump için bir "kâbus hafta" olduğunu öne sürdükleri geçen hafta sonunda, Trump'ı destekleyen seçmen kitlesinin, geçen hafta ardarda gelen gelişmelerden sonra bile ABD Başkanı'nın politikalarına verdiği destek oranının sadece yüzde 1 oranında düştüğü ortaya çıktı.

Wall Street Journal gazetesiyle NBC Televizyonunun ortaklaşa yaptırdığı kamuoyu araştırmasına göre, "kâbus hafta"nın başında Trump'ı destekleyen seçmenlerin oranı yüzde 46'dan, kâbus haftanın sonunda yüzde 45'e düştü. Bu arada şunu da belirtmekte yarar var: Bu oran Trump'ın göreve başladığı 2017 Ocak ayından bu yana yakaladığı en yüksek destek oranına yakın.

Peki ne oldu kâbus haftasında?

Önce Trump'ın 2016 seçim kampanyasının beş ay süreyle başkanlığını yapmış olan Manafort, sekiz mali suçtan hüküm giydi. Manafort hakkında jürinin "suçlu" kararını açıkladığı dakikalarda, yıllardır Trump'ın "iş bitiricisi" olan ve bir zamanlar "onun için kurşun yemeye bile hazırım" diyen avukatı Michael Cohen, 180 derecelik bir dönüşle Trump'ı kendisini suç işlemeye  yöneltmekle suçlayarak yargılanmasına bile gerek kalmadan hapse girmeyi kabullendi.

Daha önceden de beklendiği gibi, yargıdaki bu iki gelişmenin ardından, Trump'ın kirli çamaşırlarını yakınen bilen üç dört kişiye, kendi istekleri üzerine savcılar tarafından derhal yargı güvencesi verildi ve bildiklerini açıklamaları halinde cezai sorumluluktan kurtulacakları vaad edildi. Burada kilit önemdeki isim, başkanlık görevini üstlendikten sonra Trump'ın ticari işlerinin idaresini devrettiği, şirketinin en üst düzeydeki görevlisi, Allen Weisselberg. Yıllardır Trump'ın finansal operasyonlarını yürüten Weisselberg, onun Rusya'daki oligarklarla olan parasal ilişkileri ve dolayısıyla Putin'le olan bağlantıları konusunda savcılara yaşamsal önemde bilgiler verebilir.

Kaç yazar?

Ne var ki, Trump bütün bu gelişmelerden kaygı duyuyor gibi görünmüyor. Öncelikle yukarıda sözü edilen kamuoyu yoklamasında koruduğu anlaşılan destek düzeyi ABD Başkanı için önemli bir dayanak oluşturuyor.

Ama daha önemlisi, ABD siyaset sahnesindeki gelişmeler adeta Trump'ın değirmenine şu taşıyan bir biçimde evriliyor.

Öncelikle Demokrat Parti'ye bakıldığında, seçime sadece haftalar kala, durum partinin geleceği açısından çok parlak görünmüyor. Bir kaç nedenle: Demokrat Parti'nin örgüt tabanında ciddi anlamda bir sola kayış var, ancak bu radikalleşme 6 Kasım'daki Kongre ara seçimlerinde oy verecek orta yolcu seçmeni önemli ölçüde ürküterek ya katılım oranının düşmesine, ya da ılımlı oyların Cumhuriyetçilere kaymasına neden olabilir. Bu da Demokratların Temsilciler Meclisi'nde elde etmeyi hedeflediği çoğunluğu büyük olasılıkla tehlikeye sokacaktır.

Daha da vahimi, Demokrat Parti'nin Trump'ı görevden almayı düşünebilmesi için elzem olan Senato çoğunluğunun şu anda erişilemeyeck bir hedefe dönüşmüş olması. Senato üçte bir yenileme seçimlerinde, seçmenlerin oy kullanacağı eyaletler Trump'ın 2016 seçimini büyük oy farklarıyla kazandığı eyaletler ve buralarda hoşnutsuz olan tek seçmen kitlesi, Trump'ın uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri nedeniyle ihraç pazarlarını yitirmiş olan çiftçiler. Ve bu grubun seçmen kitlesi içindeki ağırlığı Trump açısından büyük bir kaygıya yol açacak ölçekte değil.

Asıl tehlike

Kasım ayındaki ara seçimler yalnızca ABD'nin iç politikası açısından değil, tüm dünyadaki sosyo-ekonomik süreçler açısından belirleyici bir ağırlık kazanabilir. Şöyle ki, bilindiği üzere Trump göreve geldiği günden bu yana, ülkenin yönetişim mekanizmalarında yerleşmiş bütün teamül ve gelenekleri adeta bir boldozer gibi yerle bir etti. Öyle ki Beyaz Saray gözlemcilerine göre, ABD Başkanlık makamına ev sahipliği eden bu konutun bugünkü halinin bir kaç dönem önceki bir Beyaz Saray yönetim mekanizmasıyla karşılaştırılabilmesi bile zorlaştı. Karar alma süreçleri, danışmanların uygulamaları ve Trump'ın sorumlulukları ve yetkileri kullandırma yöntemlerinin nasıl bir sisteme veya hangi mantığa dayandığını açıklamanın olanaksızlaştığı söyleniyor. Bu söylentilere göre, Beyaz Saray'da kaosun egemenliğinin önündeki son engel özel kalem müdürü emekli general John Kelly ki, Kongre ara seçimlerinden sonra onun da kapının önüne konulacağı spekülasyonu yaygınlaşmaya başladı.

Trump'ın göreve geldikten sonra ABD toplumunu sessiz ve derinden değiştirmeye başladığını yazmıştık, sonra Cumhuriyetçi Parti de bu değişimin girdabına kapıldı ve parti içinde Trump'ın akıldışı uygulamalarına muhalefet eden isimler yavaş yavaş sessizliğe gömülürken, her ne yaparsa yapsın Trump'a destek çıkan Kongre üyelerinin sayısı artmaya başladı. Bu konuda Trump'a karşı dik durmaya devam edebilen sınırlı sayıda senatörden John MCCain'in Cumartesi gecesi beyin kanserinden hayatını kaybetmesiyle, Trump'a karşı yükselebilecek seslerin sayısı da azalmaya devam etti.

Kasım ayındaki ara seçimlerde Demokrat Parti'nin ciddi bir zafer kazanamaması halinde, Trump'ın yalnızca 2020'deki başkanlık seçimi için değil, daha keyfi bir yönetim tarzını uygulamaya koyması için de yolu açılmış olacak.

O zaman da dünyaya demokrasi örneği olduğunu iddia eden ABD'deki yönetim biçimi, birçok az gelişmiş ülkedeki diktatörlük heveslileri için gökte ararken yerde buldukları bir cevhere dönüşecek.

Cengiz İzmirli (mahlas)