Eşek dersi

04 Eylül 2018 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

Uzun yıllar önce, eşeklerin kendi ülkelerinin olduğu, ama yine de insanlara hizmet etmek zorunda olduğu zamanlarda; eşek ülkesinde yaşayan uzun kulaklı eşeklerden biri, kendilerine bir eşek gibi davranılmasından, yaptıkları bütün işlere rağmen insanların onları beğenmemesinden bıkmış ve kendi kendine düşünmeye başlamış.

Diyormuş ki: "İnsanların kendilerini bizden üstün hissetmeleri çok yanlış. Biz de onlar gibi düşünebiliyor, onlar gibi kendi aramızda konuşabiliyor, acıktığımızda ve kızıştığımızda onlar gibi bağırıyor, onlar gibi sevişip, onlar gibi uyuyabiliyoruz. Hatta onlardan daha ağır yükler altına giriyor, onlardan daha hızlı koşuyoruz. Her şartta onların bizlere bu kadar ihtiyacı varken ve bize karşı hiç bir üstünlükleri yokken bize reva gördükleri şeyler hiç de hoş değil. Bakalım, diğer eşek arkadaşlarım da benim gibi düşünüyorlar mı?"

Hemen en yakınındaki arkadaşı uzun kulaklı eşeğe gitmiş ve düşüncelerini onunla paylaşmış. Bütün gün taşıdığı yüklerin ağırlığından dolayı yorgunluktan ölecek durumda olan ve önündeki otları bitirmekle uğraşan uzun kulaklı eşek, arkadaşının sorusunu duyunca kafasını kaldırıp onun gözlerinin içine bakmş ve: "Git işine arkadaş" demiş, "eşeğiz biz, eşek, eşek!"

"Ne kadar yanlış düşünüyor bu zavallı" demiş bizimkisi; "ona sormam çok anlamsızdı zaten, baksana çalışmaktan iflahı kesilmiş zavallının, değil konuşmaya, düşünmeye bile hali yok."

Böylece eşek ülkesinde tanıdığı bütün eşeklere düşüncelerini sormuş bizim eşek, ama aldığı cevap aynıymış hep. " Eşeğiz biz, eşek, eşek!"

Duydukları karşısında  sinirleri iyice bozulan, ama insanlardan bir farkı olmadığını düşünüp, eşek olduğunu kabul etmek istemeyen bizimkisi, son çare olarak eşek ülkesinin en yaşlı kişisi olan eşeğe danışmak istemiş. Görmüş geçirmiş bu eşeğin kendisine duymak istediği cevabı vereceğine eminmiş çünkü...

Yaşlı eşek onu sevgiyle karşılamış ve düşüncelerini sabırla dinlemiş. Konuşması bitince bir süre sesiz kalmış yaşlı eşek. "Bir eşeğin, eşek olduğunu kabul etmesi zordur, biliyorum" diyerek başlamış söze. "Hele de senin gibi inatçı bir eşek için bu çok daha zor. Şimdi sana ne söylesem kabul etmeyecek ve inadında devam edeceksin. O halde yapılacak tek bir şey var" demiş.

Bizim eşek : "Söyle bana yaşlı eşek, lütfen söyle! Eşek olmadığımı, en azından insandan bir farkım olmadığını anlamam için ne yapmam gerektiğini bana söyle. Ne yapmam gerekiyorsa hemen, şu anda yaparım" diye yalvarmış yaşlı eşeğe.

Yaşlı eşek,boynunu yere egmiş ve önündeki otlardan bir miktar yedikten sonra : "Bu durumda senin Bilge Eşekle konuşman gerekecek" demiş.

"Yalnız bilge eşeği su ana kadar ne gören oldu, ne de onunla konışan. Sadece bu sorunun cevabının onda olduğunu biliyoruz hepimiz. "

"Bilge eşek nerede yaşlı eşek? Lütfen söyle!" diye yalvarmış bizim eşek.

"Bir eşek ömrü uzaklıkta yaşar o" demiş yaşlı eşek.  Ona ulaşmak isteyen bir sürü eşek, ömürleri yetmediğinden göremediler onu. Senin de ömrün yeter mi, bilemem" diye cevap vermiş.

"Ne olursa olsun onu görmem ve bu soruyu ona sormam gerek yaşlı eşek. Ne olur bana oraya nasıl gideceğimin yolunu göster!"

Bizim eşeğin yalvarmalarına dayanamayan yaşlı eşek: "Pekala!" demiş. "Bir an önce yola çıkmalı ve daima doğuya doğru yol almalısın. Eğer ömrün vefa ederse, yeşillikler arasındaki bir düzlükte onu bulacaksın. Bir mağarada tek başına yaşadığı söylenir Bilge eşeğin."

Yaşlı eşeğin sözünü bitirmesini beklemeden fırlayıp dışarı çıkmış bizim eşek. Hiç kimseye veda etmeden  hızla uzaklaşmış eşek ülkesinden.  Bir eşek ömrü boyunca doğuya doğru giderek, bir çok tehlikeden kılpayı kurtulup (defalarca kurtlar tarafından parçalanmaktan, insanların eline geçmekten kurtulmış çünkü)  kendini artık ölmeye yakın hissettiği bir zamanda, taze bir çim kokusunun genzini doldurduğunu hisettmiş.Tırmandığı tepeden aşağıya bakınca, yıllar önce yaşlı eşeğin kendisine söylediği yere geldiğini anlamış. Son bir gayretle düzüğe inmiş bizim eşek ve yine yaşlı eşeğin bahsettiği mağarayı görmüş. Hemen içeriye girmiş mağaranın; gözleri karanlığa alışıncaya kadar beklemiş ve mağaranın bir köşesinde çok yaşlı bir eşeğin kendisine baktığını görmüş.

"Sen Bilge Eşek olmalısın" demiş ona.

"Evet" demiş Bilge Eşek " Ve buraya ne için geldiğini de biliyorum."

"Lütfen söyle!" demiş bizimkisi.

"Yaklaş" demiş Bilge Eşek ve mağaranın içinde oluşan bir göleti işaret etmiş ona.

Gölete yaklaşmış bizim eşek, su içme ihtiyacı duyduğundan eğilmiş ve buz gibi sudan içmeye başlamış.

"Ne görüyorsun" demiş Bilge Eşek"

"Nerede" diye sormş bizimkisi. "Nerede ne görüyorum?"

"Sudaki yansımana bak! Ne görüyorsun?"

O zaman sudaki yansımasını gören eşek beyninden vurulmuşa dönmüş; sudaki yansımasında yaşlanmış, artık kemikleri sayılan, tüyleri dökülmüş bir eşek görüyormuş çünkü.

"Şimdi ne olduğunu anladın mı? "demiş Bilge Eşek.

"Anladım" demiş bizimkisi. "Aslında eşek olduğumu, eşek olduğum için bilememişim yıllarca."

Yaşlı ve işe yaramaz olduğunu anladığında anlayabilmiş ancak bizim eşek, eşek olduğunu...

O zamandan beri bütün eşekler...

Yaşlı ve işe yaramaz olduklarında anlıyorlarmış...

Eşek olduklarını...