Trump'ın aklında ne var?

04 Eylül 2018 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump son on gün içinde attığı her tweet'le, verdiği her demeçle saldırgan tutumunun giderek tırmandığı izlenimini veriyor.

Bu tutumun en belirgin iki örneğini ABD medyası ile olan çatışmasında ve dış ticaret tarifelerine ilişkin açıklamalarında gözlemek mümkün.

Önce medya ile olan kavgasına bakarsak...

Trump gazetecilerle olan mücadelesini kurumsaldan bireysel düzeye indirerek artık resmen birilerini hedef göstermeye başladı. Örneğin önce CNN'in genel müdürü Jeff Zucker'in işine son verilmesi gerektiğini ileri sürdü, aradan bir hafta bile geçmeden, Watergate skandalını araştıran Washington Post'un efsanevi muhabir ikilisinden Carl Bernstein'ı açıkça yalan haber yapmakla suçladı.

Ancak Trump'ın eleştiri oklarını basın kurumlarından bireysel olarak gazetecilere yöneltmesinden daha vahim bir gelişmeye işaret edilmesi zorunlu: ABD Başkanı'nın "sahtekar haberciler" söylemi, Trump'ın seçmen kitlesi arasında geniş bir destek bulmakla kalmıyor, basın organları artık tehditlere de maruz kalmaya başlıyor.

Ağustos ayı içinde, irili ufaklı tirajlarla ABD'nin her köşesinde yayınlanan 300 gazete, Boston Globe gazetesinin öncülüğünde bir gün için başyazılarını tümüyle Trump'ın basınla olan kavgasına ayırmışlar ve ABD Başkanı'nı ağır bir dille kınamışlardı.  Bu toplu protesto eyleminin ardından kimliği belirsiz bir kişi Boston Globe'un telefon santralına şöyle bir mesaj bıraktı: "Kalem kılıçtan güçlü olabilir, ama bir AK-47'den (Kalaşnikov) daha güçlü değil."

Daha önce CNN ve NBC gibi TV kanalları ile New York Times ve Washington Post gibi gazeteleri "sahte haberciler" olarak niteleyen Trump'ın şimdi suçlamalarını bireysel düzeye taşıması ilginç bir taktik değişikliğine mi işaret ediyor, yoksa bir paniğin sonucu mu?

Ticaret tarifelerine gelince...

Tipik mahalle kabadayısı mantığıyla ülkesinin ekonomik gücünü baskı unsuru olarak kullanıp Meksika'yı dize getiren Trump, aynı tutumla Kanada'ya da boyun eğdirmeye kararlı görünüyor. Böylece yıllık ticaret hacmi 1 trilyon dolara ulaşan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği (North American Free Trade Agreement - NAFTA) bölgesinin tüm ekonomik düzenini ABD'nin çıkarları doğrultusunda yeniden biçimlendirmeye çalışan Trump, öte yandan Çin'le başlattığı ticaret savaşını da tırmandırmaya hazır görünüyor. Beyaz Saray'dan sızan bilgiler doğruysa, Eylül ayı içinde Çin'in ABD'ye yaptığı 200 milyar dolarlık ihracat daha yeni gümrük tarifelerine tabi olacak.

Tabii Trump'ın küstahlik ve patavatsızlıkları bunlarla sınırlı kalmadı. Beyin kanserinden ölen Senatör John McCain'in cenaze töreninde bile onu aşağılayan tweetlerinden vazgeçmeyen Trump, aynı cenaze töreninde hazır bulunan  eski başkanlar George Bush ile Barack Obama'nın örtülü eleştirilerine hedef olduysa da bundan hiç etkilenmedi.

Artık herkesin kabul etmeye başladığı gibi Trump ölçü ve sınır tanımayan mantığıyla, makamının yasal otoritesiyle ülkesinin ekonomik büyüklüğünü ve gücünü bir buldozer gibi kullanarak tüm dünyaya kendi istediği türden bir düzen dayatmaya çalışıyor. Bu yaklaşımıyla Trump ile Hitler arasında, amaç değil sadece yöntem farkı olduğu yolundaki karşılaştırmaların bizzat ABD'deki yorumcular tarafından dile getirilmeye başlanması dikkat çekici olsa gerek.

Peki Trump'ın bu tutum değişikliği iktidar sarhoşluğundan mı kaynaklanıyor, yoksa özel savcı Robert Mueller'in soruşturmasında gelinen noktanın yarattığı panikten mi?

Kısaca hatırlayacak olursak, son bir ay içinde "Trump için kurşun yemeye bile hazırım" diyen işbitirici avukatı Michael Cohen, 180 derecelik dönüşle Trump aleyhinde ifade verip hapse girmeyi göze aldı; Trump'ın 2016 seçim kapmayasının başkanlığı yapan Paul Manafort mahkum oldu; Maanafort bu ay ikinci bir davadan yeniden yargıç önüne çıkacak; Trump'ın bir porno oyuncusu ve bir Playboy dergisi modeliyle yaşadığı ilişkilerin haberlerinin yayınlanmasını para karşılığı engelleyen bir dergi yöneticisi ile Trump'ın başkan olduktan sonra sahibi olduğu emlak şirketinin yönetimini devrettiği güvenilir adamı, Mueller tarafından yargı muafiyeti verilmesi karşılığında özel savcının soruşturmasına bildikleri herşeyi açıklama taahhütünde bulundular.

Yaklaşan ara seçimlerde Demokrat Partili adaylar Temsilciler Meclisi'nde iyi sonuç almaya aday görünüyorlarsa da, Senato için yapılacak üçte bir yenileme seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin halen kontrol ettiği çoğunluğun el değiştireceği beklentisi çok zayıf. Senato'da Cumhuriyetçi Parti çoğunluğu devam ettiği sürece de Trump'ın azledilmesi olasılığı çok zayıf.

Sonuç olarak Trump'ın artan saldırganlığı ve küstahlığı, mezarlığın yanından geçerken korkusunu yenmek için sesini yükselterek şarkı söyleyen birinin ruh halini mi yansıtıyor, yoksa uzaktan uzaktan benzetilmeye başlandığı gibi Hitler'in gerçeklikten kopmuş düş dünyasını mı?

Bekleyip göreceğiz...

Cengiz İzmirli (mahlas)