Haysiyet...

06 Eylül 2018 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Haysiyet.

İşte unutulmaya yüz tutumuş bir kavram daha.
Nedir haysiyet diye sorulabilir, hatta çünkü lisanı "öz"leştirecekler diye yoksullaştıranlar yerine bir sözcük ikame edememişler eğer etmişlerse de tutumamış.

İhtimalin yerine olasılık tutmuş gibi görünse de "bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin" şarkısını bir olasılık daha var diye söyleyip anlamaya çalışırsanız çuvallarsınız ki yaman.

Haysiyet.

Denizin tuzu haysiyetidir diyorum ben, ekleyip dalgasını balığını kumunu kayasını yosununu hatta için yazılan şiirleri de.

Denizin haysiyeti denizin kendisidir.

Haysiyetsiz insan insan mıdır?

Bir canlı türü olarak evet.

Ama insan bir canlı türünden başka bir şeydir çok farklıdır ve fazladır.

Kirazın rengi tadı da onun haysiyetidir ve aynı şey çok farklı rengi ve tadı ile yeşil erik için de geçerlidir.

Haysiyet insanın olmazsa olmazı ise ve 7 milyar insandan söz ediyorsak şu an için yedi milyar değişik dünyanın varlığını kabul ve iddia ederken yedi milyar değişik haysiyet anlayışından söz edebilir miyiz?

Hayır edemeyiz. Edebilemeyiz.

İnsanı diğer canlı türlerinden ayıran birkaç şeyden biri olan haysiyet de tıpkı vicdan gibi merhamet sevgi gibi insanlığın kendisinin geliştirdiği şeylerden biri olarak tanımlanamaz ama ille de olması gereken şeylerden biridir.

Renk nedir?

Mavi bir renktir, kırmızı, yeşil, mor, sarı, her biri renktir.

Haysiyet de tanımlanması bir hayli zor olmakla beraber elle tutulur gözle görülür kadar soyut bir şeydir.

Biliyorum "soyut"un elle tutulur gözle görülür olmasına itiraz edeceksiniz amma bir düşünün bakalım şu andaki itirazınızı elinizle tutabilirmisiniz?

Soyutun somutluğunda yükselmiştir ve yükselecektir insanlık.

Soyuttur insanlık ve canlı türü olmak somut tercih sizin.

Somut olabilirsiniz.

Soyut olmayı seçebilirsiniz benim gibi.

Haysiyetidir insanı günübirlik davranış somutundan evirip de kozmik ya da ilâhi hakikatin soyutunda idealist eden.

Bilirim idealizmin modası geçti diyeceksiniz. Savaşa karşı olmanın modası mı olurmuş?

Savaşa karşı olarak, savaşın galibinin kim olacağını önemsemeden savaşa hayır demek soyut bir haysiyet ve insan olma durumudur.

Savaşın somut sonuçlarını altalta toplayarak "bir koyup üç alacağını" hesap ederek Türkiye'ye yabancı sermaye akacak dolar ve euro dolacak ceplerimiz ve dahi Silopi'de tenis, Çemişkezek'te bowling oynanacak "cahil köylülükten kurtulup American life, American dream"e kavuşacağız diyerek somut kazancın peşinde koşuyorsa kimileri...

Bütün insanların "garnı tok sırtı pek" yaşamasını istemenin modayla ilgisi mi olurmuş?

Ticarette dayanılabilir katlanılabilir kâr istemenin ve fazlasına dur demenin modası mı olurmuş?

Anayasalarında bütün devletlerin eğitim sağlık ücretsizdir diye yazarken eğitimin ve sağlığın en üst kalitede ve herkese ücretsiz olmasını istemenin modayla bir alâkası mı olur?

Sömürüsüz ve savaşsız bir dünya istek ve bu uğurda mücadeleyi ardıcıl bir şekilde sürdürmenin öodayla değil haysiyetle vicdanla ahlâkla insaniyetlikle ilişkisi vardır ve bütün bunlar da bu yazı gibi soyuttur...