Türkülerin gücü

07 Eylül 2018 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Kızılay'da iki esmer genç biniyor metroya. Birinin elinde akordeon diğerinde ise melodika. Çayyolu'na giden yolcuların profili hakkında bir fikirleri olsa gerek ki buna göre birkaç şey çalıyorlar hızlıca. Çayyolu metrosu pek de sandıkları gibi olmasa da. Metroda canlı müzik yapılması hoşuna gidiyor yolcuların. Yine de gençlerin "af edersiniz müzik yapabilir miyiz" sorusu sonrasında herkesin birbirini tarttığı o ilk anlar ilginç sayılabilir.

Neticede gençler amaçlarına ulaştıklarını değerlendirmiş, hemen para toplamaya koyulup, sonrada inmişlerdi. Birkaç kez rastladığım sadece para toplamaya odaklı bu girişimler fazla sıcak gelmemişti. Zaman zaman dünyanın başka metrolarında rastladığımız müzisyenler ise genelde müziklerine odaklanmış ve bir ajitasyon amaçları olmadığı için daha sempatik geliyor çünkü. 

Fakat geçenlerde farklı bir durumla karşılaştım Çayyolu metrosunda. Beş metre uzağımda gözlüklü, sakallı bir genç doğal bir tavır içinde gitarını çıkarıyordu kabından. Herkes oraya yöneldi ister istemez. Ben de merak içindeydim ama temkinliydim yine de. Delikanlı daha gitarın  tellerine vurur vurmaz farklı bir şeyler olacağını sezmiştim. Duygulu sesiyle güzel bir halk türküsüne başlamıştı. O yar gelir... Herkesi o kadar etkiledi ki... Vagonda yaşayış olarak oldukça farklı oldukları anlaşılan bir çok insan vardı. Ama hepsi dikkat kesilmiş ve duygulanmıştı. O Türkü böyle birleştirmişti herkesi...

Edebiyatta dört büyük tema var malum: Aşk, ölüm, savaş ve suç. Aslında türküler de bundan bağımsız değil. Temalar genelde, aşk, ayrılık, ölüm, savaş gibi konular. Türkülerde çokça geçen bazı simgelerin anlamına değinmek gerekirse örneğin dağlar, yüceliğin, bilgeliğin, geçit vermezliğin, engellerin, sınırların sembolü ve de derdin döküldüğü, gönlün açıldığı, söyleşilen yerler.

Turna örneğin Uzak Doğu kültürlerinde aşkın ve arzunun sembolü. Bizde ise şans, refah ve umut kuşları. Efsanelere göre hayat kurtaran, yardım eden, umut dağıtan kuşlar. Halk inanışına göre, tek eşli ve gururları için yaşayan hayvanlar. Eşlerini kaybettikleri zaman bir daha topluluklara karışmazlarmış. 

Bülbülse güzel sesi ve güle olan aşkıyla biliniyor. Bazen imkansız aşkı ifade ediyor. Genel olarak seven erkeği, aşk acılarını, hasreti, zaman zaman da gurbette çekilen acıları ve ayrı kalmayı sembolize ediyor.

Türkülerin gücü bu derinlikten ama bir o kadar da yalınlıktan ve duygudan geliyor işte. Hani demiş ya Bedri Rahmi Eyüpoğlu, "Ne zaman güzel bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım" diye. 

Ve Nazım "Vasiyet" adlı uyarına gelirse bir de çınar ağacı istediği o duygulu şiirinde traktörle türkülerin geçmesini ister alt başından mezarlığın...

Samih Güven

Yazının orjinalini okumak için tıklayın