Cehennemdeki krallık

07 Eylül 2018 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

İnsanlar en çok sevdiklerilerini kırarlar... Çünkü içimizdeki fırtınaları görebilecek kadar yakına bir tek onları sokarız. Acımızı da öfkemizi de ilk elden, bizzat yüreğimizde ilk közünü aldığı o noktada görürler. 

Biz en sevdiğimizi, en değerlimizi sevgimizin de ilk kıvılcımını aldığı, yüreğimizin en saf noktasında besleriz ama öfkemizin de acımızın da aynı kaynaktan çıktığı gerçeğini değiştiremeyiz.

Bazen hak etmedikleri tepkileri verir, bazen hak etmedikleri sonuçlara onları sürükleriz. Gözlerinde ışık sönmesin diye kendimizi yakmayı göze aldığımız insanları, kimsenin düşüremeyeceği hüzün döşeğine bizzat kendimiz iteriz. 

Sevgi çok güçlü bir duygudur.

Öyle güçlü bir duygudur ki, üzerine bir krallık da kurabilirsiniz bir cehennemde. Her şey zıttıyla mümkündür. İyi, kötü, ışık, karanlık...

Sevgi de böyledir; ne kadar güçlüyse sevgimiz bir o kadar da yıkıcıdır.

Ilımlı olmamız gereken konu bu kırgınlıklar üzerinde değil sebeplerinde olmalıdır. Sevdiklerimizi onlardan nefret ettiğimiz için mi yoksa onları çok sevdiğimiz için mi bu kadar yıkıcı ve kırıcı oluyoruz? Sevgi her bir konuya çözüm getirebilir. Anlamamız gereken konu sevgiyi nasıl kullandığımızdadır. Bir insanın diğerine verebileceği en kolay şey bedenidir.

Peki kaçımız hayatımızı verebiliyoruz?

Fedakarlık, bir insanın başka bir insan için kendi tabularından feragat etmesiyle olur. Peki kaçımız kendimizden feragat edip, ''Hayır, fedakarlık etmedim, sadece seviyorum'...' diyebiliyoruz?

Aziz Yıldırım

Öğrenci