Türk sporunun 2 markası

10 Eylül 2018 Pazartesi  |  MENTOR

Bir eski muhabir; "18 yıldır Galatasaray'a yenilmiyoruz diye övünen bir camia Fenerbahçe. Ben, 22 sene muhabirlik yaptım, 11 şampiyonluk gördüm. Kadıköy'de kupa kaldıran Galatasaray gördüm. Karanlıktı, belki siz görmemişsinizdir!.." (TGRT Haber)

Gerçekten dedi mi bilmiyorum ama bana kişisel fikrimi sorarsanız demiştir çünkü Galatasaray'da Fenerbahçe takıntısı var, bu arkadaş da gazetesinden kovulmuş, GSTV Genel Müdürü olamamış, acaba olabilir mi peşinde. Çünkü Galatasaray'da önemli bir pozisyon kapmanın yolu Fenerbahçe'ye sallamaktan geçiyor. 3 Temmuz'dan bunu çok iyi biliyoruz. 

Çirkin çünkü başka biri de çıkıp "Evet karanlıktı, görmedik çünkü FETÖ/PDY'nin karanlığı vardı" dese kim ne diyebilir. Sonra başka bir Galatasaraylı çıkar ona küfreder Fenerbahçeli ona, sonra şiddet olur, kan dökülür amaç ve yapılan da bu zaten sanırım, nefret satmak... Medyanın bilgisi, görgüsü, fikri, bağımsızlığı, düşüncesi kalmamış ancak nefret ve küfür satabiliyor. 

3 Haziran 2018'den beri tek bir Fenerbahçe yöneticisinden içinde Galatasaray geçen bir söz duymadım.

Önce "Fenerbahçe UEFA'da Galatasaray'a men aldırmak istedi" dediler. 

Sonra yöneticileri basın toplantısında Fenerbahçe'yi suçladı.

Sonra Galatasaray Başkanı "Hayaller Persie" dedi, Fenerbahçe'ye sataştı.

Bütün bunlar olurken tek bir Fenerbahçe yöneticisi ağzını açıp Galatasaray dememiş, gerçekten  anlamakta zorlanıyorum.

Galatasaray'ın futbolda UEFA kupası var, Süper Kupası var, resmi olarak şampiyonlukta Fenerbahçe'yi geçmiş ama maalesef Fenerbahçe aşağı Fenerbahçe yukarı.

Bu bir tesadüf değil aslında, Galatasaray varlığının temelini Fenerbahçe'nin rakibi olmaya dayandırıyor, Fenerbahçe'nin en güçlü rakibi olmak Galatasaray'ın dayandığı sosyolojik temel.

Ama bunun tersi Fenerbahçe için doğru değil; Fenerbahçe varlığını Galatasaray'ın rakibi olmaya bağlamış bir organizasyon değil.

3 Temmuz Galatasaray'ın başına gelse Fenerbahçe Galatasaray'a destek olurdu.

Bu sene Galatasaray UEFA ile oldukça tartışmalı bir anlaşma yaptı ve bu anlaşma pamuk ipliğine bağlıydı ama Fenerbahçe yönetimi ve taraftarları bu konuda bir girişimde bulunmadı. Fenerbahçe yönetimi içinde hem UEFA'nın sponsorlarına hem de UEFA Başkanı Ceferin'e rahatça ulaşıp baskı yapabilecek insanlar var ama ne onlar yaptı ne taraftarlar. Belki kontrolünü kaybetmiş bir kaç taraftar o kadar, asla kitlesel bir refleks göstermedi.

Aynı şey Fenerbahçe'nin başına gelse UEFA kampanyalarından geçilmezdi.

Bu refleks başka konularda da geçerli, mesela hiçbir Fenerbahçeli'nin temcit pilavı gibi "Biz Galatasaray'ın 100. yılında şampiyon olduk" dediğini duymadım veya "Stadınızı biz açtık" diye gazetelere demeç veren Fenerbahçe yöneticisi falan görmedim.

Emre Akbaba olayı mesela Fenerbahçe Stoch'u Galatasaray KAP'a bildirdikten sonra aldı, Alper Potuk Galatasaray Başkanı anlaştık dedikten sonra Fenerbahçe'ye geldi, bir çok bilmediğim örnek de vardır ama hiçbir zaman "Dünya yıldızı Emre Akbaba Galatasaray'ı seçti" çılgınlığına neden olmadı ki, Fenerbahçe'nin talip olduğu bile hala tartışmalı. 

Ki bunlar olurken kupa kaldırma işi gibi FETÖ zulmü ve provakasyonları falan yoktu.

Ayrıca 18 yıl Fenerbahçe ve Fenerbahçeliler'in tezi değil ki bir sonuç, ölçülebilen, görülebilen, hesaplanabilen. Aynı 11 Galatasaray şampiyonluğu gibi. Zaten kimse Galatasaray 11 kez şampiyon olmadı demiyor ki, oldu. Bu resmi bir istatistik ama kupa kaldırma öyle değil ki, ölçülebilen bir sonuç değil, sadece propaganda. Futbolda böyle bir başarı istatiği yok, olsa Stoch, Selçuk ve Johnson daha üst sıralarda yer bulurdu...

Örnekleri çoğaltabilirim ama gerek yok.

Bir Fenerbahçeli olarak gururluyum çünkü Türk sporunun iki markası var, Fenerbahçe ve diğerleri, Fenerbahçe dışında herkesin marka olmak için Fenerbahçe'ye ihtiyacı var....