Türkiye'de spor muhabirliği

10 Eylül 2018 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, futbol muhabirlerinin izledikleri takımla olan ilişkisini şöyle eleştirdi:

"Hürriyet'in Fenerbahçe muhabiri Ahmet Ercanlar, 19 Ağustos'ta Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ile ilgili bir tweet paylaştı:

"Bu adam bu ülke sporunun şansı. Koruyup kollayalım. Pamuklara saralım. Kötü skorlar olabilir, hatalar olabilir. Fenerbahçeliler önce liderlerinin etrafında toplanmalı, sonra da onun kararlarına saygı duyup kenetlenmeli. Sonunda Fenerbahçe kazanacak."

Ahmet Akpınar adlı okur, bana gönderdiği e-postada Ercanlar'ın bu paylaşımını eleştirirken, özetle şu soruları yöneltti:

"Bundan sonra Fenerbahçe aleyhinde bir gelişme olursa Ahmet Ercanlar bunu haberleştirmeyecek mi? Ali Koç aleyhine olan bir durumu 'koruyup kollamak' maksadıyla saklayacak mı? 

Ahmet Ercanlar gazeteci mi Ali Koç destekçisi mi? İkisi bir arada olabilir mi sizce? Koskoca Hürriyet'in muhabirinin kendisini bir kulüp başkanına bu kadar gönülden bağlaması gazetecilik ilkeleriyle ne kadar uyumlu, sormak isterim."

Okurun dikkat çektiği nokta önemli. Türkiye'de futbol gazeteciliği diğer alanlardan epeyce farklı biçimde icra ediliyor. Futbol takımlarını izleyen gazeteciler arasında izlediği takımın taraftarı olmak moda haline geldi, olağanlaştı. Okur temsilcisi olarak temas-mesafe kuralına uymayan bu ilişki biçiminin gazetecilik açısından doğru olduğu kanısında değilim. Taraftar gazetecinin nesnel haber ve analiz kaleme alması zor, hatta imkânsız.

Ahmet Ercanlar'ın bu paylaşımı ise taraftarlıktan da öte bir gazeteci olarak izlediği takımla, hatta takımın yönetimi ile bütünleştiğini gösteriyor. Elbette bu da Ali Koç yönetimine ve takıma karşı objektifliğini etkileyecek bir unsur.

Düşünün, AKP ya da CHP'yi izleyen Hürriyet muhabirleri böyle bir tweet atsaydı nasıl karşılanırdı? O muhabirlerin izlediği partiyle ilgili haber ve analizleri ne denli objektif olabilirdi?"

Yazının orjinalini okumak için tıklayın