Fenerbahçe ve devalüasyon

17 Eylül 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Devalüasyon, sabit kur sistemlerinde ödemeler dengesi açık veren ülkenin ulusal parasının dış satın alma gücünün hükümetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Ancak sabit kur sistemi yerine dalgalı kur sisteminde para arz ve talebe bağlı olarak değer kaybeder.

Hiçbir ülke, kendi para biriminin diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesini istemez. Fakat bazı durumlar devalüasyon yapılmasını, ekonomik toparlanma açısından zorunlu hale getirebilir. Devalüasyonun en önemli uygulanma sebebi, ekonominin dış ticaret dengesinin açık veriyor oluşudur.

Benfica ile Fenerbahçe ilk kez 17 Eylül 1975 tarihinde karşılaştı. 1975 yılında Fenerbahçe'nin toplam bütçesi 17 milyon TL, yani 1,2 milyon dolardı.

Bununla beraber Portekiz'de işler hiç de iyi gitmiyordu. 1974'de başlayan işçi devriminin etkileri 1975'de de sürmekteydi ve Portekiz karmakarışıktı. 

Son iki senenin şampiyonu Fenerbahçe'nin başında Teknik Direktör olarak Brezilya'nın yetiştirdiği en büyük futbolculardan adamlarından olan Waldir Pereira yani takma adıyla Didi vardı.

Didi'li Fenerbahçe 1973-1974 ve 1974-1975 sezonlarını şampiyon olarak tamamladı. Didi'den önce son 3 senedir şampiyon olamayan Fenerbahçe Didi ile şampiyon olmakla kalmamış, oynadığı bütün derbileri de kazanmıştı.

Didi Benfica'yı eleyebileceklerine inanıyordu ve sanırım bir tek o inandığından dolayı da Fenerbahçe 17 Eylül 1975 tarihinde Benfica ile oynadığı karşılaşmayı 7-0 gibi bir skorla kaybetmişti.

Maçtan sonra 4 gün içerisinde Didi istifaya zorlanmış ve yerine futbol altyapı sorumlumuz Abdullah Gegiç getirilmişti.

7-0'ın rövanşı 1 Ekim 1975 tarihinde İzmir Atatürk Stadında oynandı. Maça 20.027 seyirci gelmişti ve maçın hasılatı 669.085 TL olmuştu.

Maçın İzmir'de oynanmasının nedeni yine Fenerbahçe'nin 1974 yılında Ruch Ckorzow ile oynadığı maçta sahaya yabancı madde atılmasıydı.

Üstelik ceza olarak Fenerbahçe 15.000 İsviçre Frangı (90.000 TL) ödemek zorunda kalmıştı. Bu rakam maçtan elde edilen hasılatın %13.5'i tutarındaydı.

Didi gelmeden 3 yıl önce 1970 yılında bütçemiz 5 milyon TL, yani 350.000 dolardı. Didi ile aylık 800 Amerikan Dolarına anlaşıldığının altını çizmek lazım.

Benfica ile oynadığımız 1975 yılında bütçemiz 17 milyon TL'ye ulaştı (1,2 milyon dolar)

1980'de dolar bazında 1975'e göre bütçemiz çok fazla artmasa da, devalüasyondan dolayı TL bazında %300'den fazla artış gösterip 70 milyon TL olarak gerçekleşti. (1,4 milyon dolar)

1985'de devalüasyon ol kadar yüksekti ki, bütçemiz 600 milyon TL olarak açıklandığında, bütçe Amerikan Doları bazında 1975 yılından bile düşüktü. (1,1 Milyon dolar) 

Fenerbahçe 2018 yılında da benzer sorunlarla başa çıkmak zorunda kalacak. 3 Haziran 2018'de açıklanan 2018 yılı bütçesi 567.449.200 TL iken ( kur: 4.6 / 123 milyon dolar), bugün itibarıyla bütçemiz 94,5 milyon Amerikan Dolarına düşmüş durumda.

Yıl 1908... Fenerbahçe Kaptanı Galip aşağıdaki notla arkadaşlarını maça davet eder:

GolKiper           Nuri Bey

Bek                  Mazhar Bey, Hassan Bey

Haf Bek            Kamil Bey, Haenny Bey, Izzi Bey

Forvet              Yahya Bey, Fethi Bey, Galip Bey, Memiş Bey, Sabri Bey

İhtiyat               Şefkati Bey, Nasuhi Bey, Tevfik Bey

İsimleri berveçhi bala muharrer Beyler, taraf-ı acizanemden Pazar Günü icra kılınacak Kadıköy Kontrasına intihab ettikleri maruzdur efendim...

Fenerbahçe Kaptanı Galip 1908

Davetiyedeki işini önemseme, kibarlık, yazım dili, üslup ve asalet söze yer bırakmıyor.

Kuruluşta bütçemiz bile yoktu. Futbolcular masrafları cebinden öderdi.

1918 yılında tüzüğümüzün 35. maddesinde;

"Her aza spora müteallik elbise vesaireyi kulüpçe ittihaz edilen numuneye tevfikan kendi hesabına tedarikine mecburdur" yazıyordu.

Ekonomik durum çok önemli. Para olmadan kulübün ayakta durması mümkün değil ancak sahada paralar koşmuyor. Bu yüzden sportif başarısızlığın nedeni paranın devalüasyonunda saklı değil.

Sorunun kaynağını Kaptan Galip Kulaksızoğlu'nun forma aşkı ve işine saygıda gösterdiği idealizmde yaşadığımız devalüasyonda aramak lazım.

Bu yüzden işte;

Bizi, bize "YENİDEN" anlatmak lazım.

Çubuklu kalın...

Mehmet Dogan

Not: Bu yazı ilk olarak Fenerbahçe Dergisi'nde yayımlanmıştır.