'Teröristler nasıl tasfiye edilecek?'

21 Eylül 2018 Cuma  |  GÜNLÜK

Milliyet'in duayen dış politika yazarı Sami Güven, Rusya ile Türkiye arasında varılan "İdlib uzlaşması"nı şöyle değerlendirdi:

"Bir diplomatik zafer sayılan Soçi mutabakatının hayata nasıl geçirileceği konusunda zihinleri meşgul eden birçok soru var. Bunların büyük kısmı, İdlib bölgesinde "terörist" veya "cihatçı" diye tanımlanan grupların ne şekilde tasfiye edileceğiyle ilgili.

Mutabakata göre, son zamanlarda Rus ve Suriye güçlerinin hava ve kara operasyonlarının hedefi olan bu teröristlerin İdlib'den 15 Ekim'e kadar çıkmaları ve silahlarını terk etmeleri sağlanacak. Bu misyonu da bölgede 12 gözetleme noktası kurmuş olan Türkiye üstlenecek.

Bunun gerçekleşmesi için her şeyden önce "cihatçı"ların Türk-Rus mutabakatında öngörülen bu şartı yerine getirmesi gerek. Çoğu El Kaide ve El Nusra örgütlerinin devamı olan HTŞ'ye mensup olan bu radikallerin silahlarını ve mevzilerini bırakmaya razı olup olmayacakları şu anda belirsiz. Bu konuda kendi bünyelerinde bir görüş birliği yok.

Onları ikna etmeyi üstlenen Türkiye bu amaca yönelik hazırlıklar ve temaslar yapıyor. Beklenen sonuç, bu radikal grupların çatışmasız şartları yerine getirmesidir.

Ancak bu durumda, İdlib'den çıkacak olan teröristler nereye gidecekler? Oralarda ne yapacaklar? Eylemlerinden vazgeçip Suriye toplumuna entegre olmayı kabul edecekler mi? Bir kısmı "ılımlı muhalif" güçlere, yani Türkiye'nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu'na katılmayı mı deneyecekler?

Daha karamsar bir olasılık ise, terörist grupların silahları ve mevzilerini terk etmeyi reddetmesi ve onları zorlamak isteyecek olan Türk askerine karşı koymasıdır.

Böyle bir tehlike var mı? Bu da zihinleri meşgul eden sorulardan biri

Bir yere kadar...

Ankara Suriye ordusunun Rusya'nın aktif desteğiyle İdlib'de büyük bir operasyona girişmesini önlemek için, daha baştan bu cihatçılar meselesinin silahla değil, barışçı yöntemlerle halledilmesi görüşünü savunmuş ve sonunda Rusya'yı da bu konuda ikna etmiştir. Böylece İdlib'de büyük bir katliam ve kitlesel göç önlenmiştir.

Şimdi mesele, teröristlerin planladığı gibi tasfiye edilip edilmeyeceğidir.

Bu imkânsız değildir. Teröristlerle mücadelede askeri yöntem zorunlu da olsa, bu bir yere kadar götürebilir. Sorunun halli için topyekûn bütün silahlı isyancıların yok edilmesi mümkün değildir.

Bu konuda mevcut örnekler, meselenin ya barışçı yollardan uzlaşmayla halledildiğini ya da teröristlerin bizzat bunun çıkar yol olmadığını görerek pes etmeleri sonucunda noktalandığını gösteriyor.

Eninde sonunda...

Birinci şıkla ilgili en çarpıcı iki örnek, İngiltere'de IRA, İspanya'da ETA terör örgütlerinin, uzun ve kanlı çatışma sürecinden sonra, müzakere yoluyla bir çözüm bulmalarıdır. Buna benzer örnekler, Kolombiya'dan Sri Lanka'ya kadar daha başka ülkelerde de görüldü.

İkinci şık için El Kaide ve DAEŞ'in askeri alanda yedikleri darbelerden sonra pes etmeleri ve dağılmaları örnek gösterilebilir.

İdlib'de HTŞ ve ona bağlı terörist grupların akıbeti de sonunda bu örneklerinki gibi olacaktır."

Yazının orjinalini okumak için tıklayın