Bir intihar ve Türk medyası

24 Eylül 2018 Pazartesi  |  KÖTÜ

Geçen Cuma gecesi hepimizi çok üzen, üzmekten öte hepimizi derinden yaralayan bir intihar olayı yaşandı.

Kocaeli'nin Körfez ilçesinde yaşayan İsmail D. iddialara göre, oğluna pantolon alamadığı için bunalım geçirerek intihar etmişti. Daha sonra Kocaeli Valiliği, haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve 45 yaşındaki babanın intiharının tümüyle psikolojik nedenlerden kaynaklandığını ileri süren bir açıklama yaptı.

Hangisi doğru bilinmez ama burada asıl konumuz İsmail D.'nin intiharından sonra yaşananlar.

Önce sosyal medyada baba ve oğlunun boy boy fotoğrafları çıkmaya başladı. Fotoğraflarda, Fenerbahçe taraftarı olan İsmail D. ve oğlunun stadyumda formalı görüntüleri vardı.

Sosyal medya büyük ölçüde kuralsız bir alan ve esas olarak paylaşan kişiyi bağlıyor. 

Ama aynı kareler, yani intihar eden babayı oğluyla gösteren fotoğraflar bazı gazetelerde ve internet sitelerinde de çıkmaya başladı. Evet, belki çocuğun adı yazılmamıştı ama babasıyla birlikte çok sayıda fotoğrafı vardı.

Sosyal medya kullanıcılarına bir suçlama yöneltmek söz konusu olamaz, en fazla düşüncesizlikten söz edilebilir.

Ama gazeteler ve internet sitelerinin durumu farklı, hepsinin topluma karşı sorumlulukları var.

Sorumluluktan önce uymak zorunda oldukları basın ahlak ilkeleri var.

Örneğin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin "Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi"nin "Gazetecinin Doğru Davranış Kuralları" bölümünde çocukları ilgilendiren şöyle bir madde var:

"Çocuk: Çocuklarla ilgili suçlarda ve cinsel saldırılarda sanık, tanık ya da mağdur (maktul) olsun, 18 yaşından küçüklerin açık isimleri ve fotoğrafları yayınlanmamalıdır. Çocuğun kişiliğini ve davranışlarını etkileyebilecek durumlarda, gazeteci, bir aile büyüğünün veya çocuktan sorumlu bir başkasının izni olmaksızın çocukla röportaj yapmamalı veya görüntüsünü almaya çalışmamalıdır."

Büyük gazetelerin çoğu bu konuda hassas davrandı ve sadece intihar eden babanın fotoğrafını yayınladı. Sözcü ve Vatan, çocuğun fotoğraflarını yüzünü buzlayarak vermeyi tercih etti. Yeni Şafak, çocuğun fotoğrafını hiç yayınlamadı, babanın gözlerini ise bantladı. Fotoğrafını buzlamadan yayınlayan gazeteler arasında Sabah, Cumhuriyet ve Fanatik'le bazı internet siteleri vardı.

Babası intihar eden çocuğun 18 yaşının altında bulunduğu düşünüldüğünde zaten yüzünün hiçbir koşulda gösterilmemesi gerekiyordu. Doğru karar fotoğrafı hiç yayınlamamaktı ama çocuğun yüzünü buzlayan gazetelerle siteler en azından bu konuda hassas davrandıklarını göstermiş oldu.

Babasının intiharı nedeniyle zaten travma yaşayan bir çocuğun fotoğrafını yayınlayarak geleceğini şimdiden karartmak, ona bir darbe daha vurmak neden?