Sosyal medya olmasaydı...

24 Eylül 2018 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici bu haftaki yazısında, toplumun bilgiye ulaşmasında sosyal medyanın önemine değindi:

"Eskiden, yani yıllar yıllar önce gazeteler ile devletin radyosu ve televizyonu bir gelişmeyi görmezden geldiğinde okurlar o haberi öğrenemezdi.

Artık devir değişti, medya haber ve bilgi akışının tek belirleyicisi değil. Sosyal medya var, internet siteleri var, kişisel bloglar ve özel mesajlaşma kanalları var. Medya olup bitenleri eksik verdiği ya da vermediği zaman meraklı okurlar, o gelişmeleri başka mecralardan öğrenebiliyor.

Geçen hafta okurlardan, Cumhurbaşkanlığı'nın filosuna bir jumbo jetin katılması ve İstanbul üçüncü havalimanındaki işçi eylemleri konusunda Hürriyet'in eksik bilgi verdiği yönünde eleştiriler geldi.

Uçak konusundan başlayalım değerlendirmeye. Bülent İlik adlı okur, "16 Eylül'de '7 ülkenin jumbo jeti var' haberinde uçağı Katar Emiri'nin hediyesi diye yazıyorsunuz. Çok sayıda açıklama uçağın satın alındığını gösteriyor" diyerek, Hürriyet'in bu konudaki tüm gelişmeleri aktarmadığını savunuyordu.

Aslında bu haberde yoktu ama bir gün önce CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun sözleri "Bu uçak kimin uçağı" başlığıyla verilmiş, bu görüşleri ertesi gün de başka bir haberde tekrarlanmıştı. 17 Eylül'de de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu uçağın "hibe" olduğu açıklaması aktarıldı gazetede.

Belli ki okur, CHP Ankara milletvekili Gamze Taşçıer'in, "Katar Emiri'nin satış için yetkilendirdiği İsviçre firmasına ulaştığı ve firmanın uçağın satıldığını bildirdiği" ayrıntılı açıklamalarını başka mecralardan izlemiş.

"7 ülkenin jumbo jeti var" haberinde Taşçıer'in sözlerine ya da "uçağın satın alındığı" iddialarına yer verilmeliydi. Bir de uçağın değeri 125 milyon dolar diye yazılmıştı, Erdoğan "500 (milyon dolar) civarındaydı" dedi.

Üçüncü havalimanındaki işçi eylemi haberleriyle ilgili de çok sayıda okurdan eleştiri geldi. Örnek vermek gerekirse Serdar Özdemir, "İşçilerin eylemi haber değeri taşımıyor mu?" diye soruyordu.

Aslında işçi eylemi konusunda Hürriyet'te haber yapılmamış değil. İlk olarak 15 Eylül'de ekonomi sayfasında "Yeni havalimanı inşaatında eylem" başlığıyla kısa bir haber verilmişti. Ama "gözaltı yaşanmadığı" ve "işçilerin taleplerinin kabul edildiği, eylemin bittiği" yazılmıştı. 18 Eylül'de yine ekonomi sayfasında İstanbul Valisi Vasip Şahin ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba'nın, 19 Eylül'de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın açıklamaları aktarılmıştı.

Okur Temsilcisi olarak bu haberlerin yaşananları gerektiği gibi yansıttığını söyleyemem. 15 Eylül'deki ilk haberde yanlışlar vardı; 400 civarında gözaltı vardı, eylemler devam ediyordu ve istekler kabul edilmemişti. Haberi düzeltmek için üç gün beklemeye, valinin açıklamasını görmeye gerek yoktu.

Böylesi yankı yaratan bir olayda doğru gazetecilik tavrı açıklamaları beklemek değil, olay yerine gitmek ve ilgili bütün taraflarla temas etmektir. Öncelikle işçilerin iddiaları gerçek mi değil mi ona bakılır. İddialar gerçekse haberler buna göre yazılır.

Gerçi 22 Eylül'deki haber havalimanına gidilerek yazılmış, şirket CEO'sunun işçilere yanıtı ve özür dilediği aktarılmıştı. Fakat yine işçiler ve işçi sendikasıyla görüşülmemiş; işçilerin kaldığı yerler gezilmemiş, iddiaları araştırılmamış, polisiye önlemlerden, gözaltı ve tutuklamalardan hiç söz edilmemiş, ağırlıklı olarak havalimanı tanıtılmıştı.

Aslına bakarsanız okurlar, oradaki gelişmeleri sosyal medyadan bütün ayrıntılarıyla an be an öğrendi. Medyada bilgi ve haberin yerini salt açıklamalar alınca okurun bu açığı sosyal medyadan kapatması doğal. Ama o zaman da gazetesine, televizyonuna olan güveni zedeleniyor."

Yazının tamamını okumak için tıklayın