Hacı Bekir'in hikayesi

07 Ekim 2018 Pazar  |  GÜNLÜK

İstanbul'un ünlü şekerlemecisi Hacı Bekir 200 yıldır lokum satıyor. Kurucusu erkek olsa da bu aile şirketi başarısını esas olarak kadınlara borçlu.

İstanbul'da bulutlu bir yaz günü bindiğim vapur yavaşça Eminönü iskelesine yaklaştı. Boğazda defalarca aynı seferi yapmış olsam da gördüğüm manzara hep hayranlık uyandırmıştır bende. Günbatımında eski İstanbul sarı-kızıl bir renge bürünürken camilerin siluetleri insanı Osmanlı dönemine götürüyordu sanki.

Kentte o döneme ait birçok kalıntı arasında belki de en küçüğü Bahçekapı semtinde Yeni Camiin arkasındaki Hacı Bekir şekerlemecisidir. 200 yılı aşkın zamandır kent sakinlerine ve turistlere lokum satılıyor burada.

Dışarıdan bakınca zarif ama dikkat çekici olmayan dükkanda Hande Celalyan beni bekliyor. Kardeşi Nazlı İmre ile birlikte o işletiyor burayı. "Biz iki kadın işletiyoruz dükkanı. Bu aile işletmesinde beşinci kuşağız" diyor gururla. Onlarca farklı lokum çeşidi ve diğer şekerlemelerle dolu rafları gösteriyor.

Türkiye'nin en eski özel işletmesi olan, dünyanın ise en eski 100 işletmesi arasında yer alan bir dükkanı işletmek kolay değil, özellikle çoğunlukla erkeklerin aile geçimini sağladığı bir ülkede.

Bugün bildiğimiz haliyle lokumu Celalyan'ın büyük büyük dedesi Hacı Bekir Efendi, 1777'de açtığı bu dükkanda üretmiş.

Kastamonu'nun Araç ilçesinde doğup büyüyen Hacı Bekir Efendi, Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti ve iş merkezi olan İstanbul'a taşınmaya karar vermiş.

19. yüzyılda mısır nişastası keşfedildiğinde Bekir Efendi buğday unu yerine bu malzemeyi kullanmaya başlamış ve bugün bildiğimiz sakızımsı lokum ortaya çıkmış. Aile bugün de lokumda hala aynı formülü kullanıyor ve gizli tutuyor.

Lokum şehirde öyle tutuyor ki ünü saraya kadar yayılıyor. Sultan 2. Mahmut, Hacı Bekir Efendi'yi sarayın baş şekerlemecisi yapıyor. Aile bu gururu Osmanlı İmparatorluğu'nun sona erdiği 1920'ye dek taşıyor.

Bu işletmenin kurucusu bir erkek olsa da son yüz yıldır kadınlar tarafından yönetiliyor. "İşinizi iyi yapıyorsanız kadınla erkek arasında bir fark yok" diyor Celalyan.(Fotoğrafta solda)

1986'da 25 yaşında işin başına geçtiğinde Celalyan, Zürih Üniversitesi'nde işletme dalında yüksek lisans mezunu olmasına rağmen iş dünyasında henüz tecrübesi yokmuş. Ama büyük ninesi Reşide Hanım güçlü bir rol model olmuş kendisine. Celalyan'ın dedesi Ali Muhiddin başa geçtiğinde çok genç olduğundan annesi Reşide destek olmuş ona.

Onun zamanında Hacı Bekir markası uluslararası ün kazanmış. Ali Muhiddin de sarayın son dönemlerinde baş şekerlemeci olarak görev yapmış. 1911'de aynı görevi Mısır sarayında da sürdürmüş. İzleyen yıllarda Hacı Bekir'in ünü New York'tan Paris'e kadar yayılmış. Celalyan o dönemi "şirketin altın çağı" olarak görüyor.

Hacı Bekir'in dışarıya dönük yüzü Ali Muhiddin olsa da Reşide Hanım oğluyla iş ortağı konumunda ve diğer üç çocuğunu büyütüyormuş. Ülke dışına satışlarda oğluna yardımcı oluyormuş; o dönem açısından kadınların pek yaptığı bir iş değilmiş bu. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ilk pasaport alan kadınlardan biri olmuş. Reşide Hanım aynı zamanda Osmanlı dönemindeki Kızılay'dan madalya almış. "Çağının ilerisinde bir kadınmış" diyor Celalyan.

Tıpkı Osmanlı hanedanlığı gibi Hacı Bekir lokum dükkanı da bir kuşaktan diğerine geçmiş. Muhiddin'in tek çocuğu olan Aliye Şahin (Celalyan'ın annesi) 1974'te şirketin ilk resmi kadın işletmecisi olmuş. O da sonrasında işi iki kızına, Celalyan ve kardeşine devretmiş.

Celalyan'ın 29 yaşındaki kızı Leyla "Bu işletme hayatımızın bir parçası oldu, kanımızda var. Kimse bizi zorlamadı bu işe girmeye. Onu bir işten ziyade kültür mirası olarak görüyoruz" diye anlatıyor. Yöneticiliği annesinden sonra kardeşi Şahan ile o devralacak görünüyor.

Dükkanda çalışan işçilerin çoğu da kuşaklar boyunca bu işi yapmış.

Bugün İstanbul'da toplam beş Hacı Bekir şubesi var. Dünyanın her yerine lokum gönderiyorlar. Hacı Bekir'in en ünlü ürünü lokum, ama şeker, fındık ezmesi, helva, bisküvi, kek ve börek de üretiliyor.

Bu markanın başarısını yeniliğe bağlıyor Celalyan. "Yeni yönelimlere ayak uydurmak, sadece geleneksel lezzetlerle sınırlanmamak gerekiyor. Yoksa siz de müşterileriniz de sıkılır."

En çok satılan ürünleri fıstıklı ve güllü lokummuş. Ama naneli, tarçınlı, limonlu, narlı, reçelli, hatta çikolatalı lokumları da var.

"Yüzlerce farklı lezzetimiz var" diye övünüyor Celalyan.

(Demetrios Ioannou, BBC Travel)