Okumayın, izlemeyin, tıklamayın

08 Ekim 2018 Pazartesi  |  MENTOR

Pazar akşamı gösterdi ki 8 haftalık performans diye bir şey yok çünkü dünkü oyunun ortaya çıkardığı net bir sonuç var: Fenerbahçe futbol takımı ihanete uğramış.

Başakşehir maçında oynayan Fenerbahçe derli toplu, sistemli, geriye ileriye beraber koşan, ne yaptığı ne yapacağı belli, kumaşı ve kalitesi iyi bir futbol takımıydı. Oysa daha bir hafta önce sahada ne yaptığı belli olmayan, mücadele etmeyen ve yenilgiden rahatsız olmayan bir takım vardı.

Bu kadar büyük değişim bir haftada olmaz, olamaz. Kaç kişi olduklarından ve görevlerinden bağımsız olarak içerde sistemi torpilleyen ve felsefe olarak takım birlik ve bütünlüğünü bozan "sinsi" suçlular olduğu takımın dün akşamki oyunu ile net bir şekilde ortaya çıktı.

Bu takımın çok büyük bir defosu var, oyuncu ücretleri arasında astronomik farklar var, biri yıllık 630.000 euro alırken diğeri 4 milyon euro alıyor, üstelik 4 milyon euro alıp yedek kulübesinde kıkırdayanlar kahraman kabul edilirken 630.000 euro alan adamdan takımı kurtarması bekleniyor.

Takımı zaten kırılgan yapan bu durum içerididen de torpillenince geçmiş 7 haftada ne olduğu ortaya çıkıyor.

Sonuç; dün akşamki oyun takıma güvenimi tazeledi, ben zaten şampiyonluk falan beklemiyorum sadece Fenerbahçe'nin 20 yıldır yaşadığı yok edilme, sömürülme ve  yıkılma sürecinden ayağa kalkmasını sağlayacak bir ışığa ihtiyacım var. O ışık da Ali Koç, bu çok açık.

Ama Ali Koç'un önünde çok engel var: Borç, FFP, ihanet bir de kendini taraftar olarak kabul eden ama aslında futbolla ve Fenerbahçe ile ilgisi olmayan, stada sadece macera aramak için gelen, yaşamındaki yoksunlukları ve başarsızlıkları rakibe ve kendi takımına nefret olarak yansıtıp bir türlü istediği gibi olmayan yaşamının acısını futboldan çıkarmaya çalışan taraftar görünümlü zavallılar.

Yılda 4 milyon euro alan adam sahada eli belinde dolaşıyorsa ve bunu alışkanlık haline getirdiyse tepki gösterirsin, sana 150 milyon euro harcatan teknik direktör ezeli rakinin ardında nal toplamayı alışkanlık haline getirdiyse protesto en doğal hakkın ama dün akşamki neydi? Bir tür dangalaklık, sahada futbol oynamaya çalışan ve sabote edildiği ortaya çıkmış takımı, üstelik herkes sahada canla başla oynarken protesto etmek neyin nesi?

Ben söyleyeyim: Hiçbir anlamı yok sadece birinden, bir şeyden nefret edip kendi dertlerini unutmaya çalışmak, sahadaki futbolcuya verdiği rahatsızlıktan bir tür sadistik haz alan nefret bağımlılığı, bunun taraftar tepkisi ile ilgisi yok.

Bunlar çok azınlıkta insanlar ama sesleri çok çıkıyor çünkü kötünün rengi daha belirgindir, oraya gelip takımını 90 dakika destekleyen adam fark edilmez de sessizlikte ana avrat küfreden hemen duyulur. 

Bunların en büyük yandaşı da QTM, hemen her sezon bir iki Fenerbahçe futbolcusunu çöp, vasat altı diye yönlendirip bu insanların nefret bağımlılığından reyting üretiyorlar. Bu sezon da Frey ve Reyes, bu insanlara çöp diyen gazetecileri değerlendirsek ne dememiz gerekir acaba? Ben yazmaya utanıyorum.

Bir de aşırı duygusallar var, Fenerbahçe'ye ortalama bir takım taraftarından 10 kez daha bağlılar takımla yaşıyorlar, takım üst üste başarısız sonuçlar alınca bunların şirasezi kayıyor ve kontrolu kaybediyor ve QTM'ye yem oluyorlar, muhakeme, akıl, mantık falan kalmıyor QTM'nin peşine takılıp kendi takımlarını yemeye başlıyorlar.

Bunlarınki nefret bağımlıları kadar kötü niyetli değil ama biraz safça ve büyük zayıflık, ilk darbede dağılıp piskopata bağlıyorlar, en büyük sorunları da Fenerbahçe ile ilgili her şeyi takip etmeleri ve bu durum QTM'nin nefretten reyting devşiren kirli ağına düşmelerine neden oluyor, biraz safça davranışları ama yine de Fenerbahçe'ye zarar veriyor. Defalarca yazdım tekrar yazıyorum bir Fenerbahçeli'nin Fenerbahçe'ye en büyük ihaneti QTM'yi takip etmektir. Fenerbahçe adına gerçekleri ve doğruları yazan, onu seven bir tane bile QTM mensubu yok, okumayın, izlemeyin, almayın, tıklamayın bırakın yok olsunlar.

Bu taraftar görünümlü nefret bağımlıları ile yönetim falan uğraşamaz, yasaklama ile de neler yaşandığını geçmişte gördük burada asıl görev gerçek Fenerbahçe taraftarına düşüyor, bu insanların tribünde Fenerbahçe'ye zarar vermesine engel olmak gerçek taraftarın sorumluluğunda elbette bu sorumluluk hukuk çerçevesinde onları protesto etmek, tribünde yalnızlaştırmak ve teşhir etmek olmalı.

Duygusalların ilacı belli, sadece FBTV izleyin...