Fahrenheit 451

19 Ekim 2018 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Amerikalı yazar Ray Bradbury tarafından 1953 yılında yayımlanan Fahrenheit 451 adlı kitap bilimkurgu edebiyatının belli başlı yapıtlarından biri.

Aynı zamanda distopya edebiyatının önemli eserlerinden. Türkiye'de de birçok kitapçıda çok satanlar arasında yer alıyor.

Roman, kitap okunmadığı, itfaiyecilerin yangın söndürmekle değil yangını başlatmak ve kitapları yakmakla görevlendirildiği, evlerin bütün duvarlarının televizyon ekranlarıyla kaplı olduğu, sorgulamayan insanların vaktini interaktif ekranlar karşısında geçirdiği bir dünyayı anlatıyor. Aynı zamanda "distopya"nın söz konusu olduğu bir dünya.

Romanın baş kahramanı Guy Montag da böyle bir dünyada sorgulamadan yaşayan ve sadece işini yapan bir itfaiyeci. Kitap bulundurmak ve okumak suç. Bunları yapanları ihbar etmemekte. Kitapsa şu cümle ile başlıyor: "Yakmak bir zevkti."

Montag alıştığı ve çoktan içselleştirdiği dünyasında yaşayıp gitmektedir. Bir akşam iş sonrası itfaiye binasından çıkıp metroya biner. Metro çıkışından evine doğru yürürken sıra dışı bir şeyler hisseder ve komşularının kızı Clarisse ile karşılaşır. 

Onunla tuhaf bir sohbete girişirler. Clarisse "17 yaşındayım ve deliyim" şeklinde bir söz eder. Herkes bu yaşlarda az çok delidir ama Clarisse farklıdır, o dünyadan değil gibidir. Daha doğrusu başkaları öyle düşünmese de normal kalmayı başarmıştır. Yapraklardan, yağmurdan, çimenlerin üzerindeki çiğ damlalarından, aydan söz eder. O gün ayrılırlarken Montag'a bir soru sorar: Mutlu musun?

Bu soru ve onunla yaptıkları sohbetler göle atılmış bir çakıl taşı gibi etki yaratır Montag'ın zihninde. Bir daha eskisi olmayı başaramaz. Aslında mutlu olmadığını itiraf eder kendine. İşine, karısına, evine, kitapların yakıldığı bu dünyaya bir daha eski gözle bakamaz ve arayış içine girer.

Clarisse bir keresinde içinde oldukları bu tuhaf dünyayı şöyle tarif etmiştir: "İnsanlar hiçbir şeyden bahsetmiyorlar, genellikle bir sürü araba veya giysi markası ya da yüzme havuzu firması sayıp ne güzel diyorlar ama hepsi aynı şeyi söylüyor ve kimse kimseden farklı bir şey söylemiyor."

Bir süre sonra Clarrisse'in ortadan kaybolduğu anlaşılır. Montag ise işini, kitap yakma eylemlerini ciddi şekilde sorgulamaktadır. Başka biri olmuştur artık. 

Bir keresinde yangından sakladığı bir kitaptan bölümler okur karısına. Fakat karısı genelde günlerini televizyon karşısında geçirmekte ve uyku ilaçlarıyla hayatını sürdürmektedir. Montag'ın böyle bir riske girmesini istemez ve kendisini rahat bırakmasını ister. Montag yaşadığı dünyayı sorgulamaya başladığı bu dönemde karısından destek bulamamıştır. Clarisse'nin olmayışı da üzmektedir onu. Bu arada Montag riskler aldığının ve takip edildiğinin farkındadır.

O sıralarda Faber adında birini hatırlar. Faber onun hayatında ve yeni arayışında önemli bir eksikliği giderecektir. Faber sadece kitap okumanın yetmeyeceğini, asıl önemli olanın onların içindeki ayrıntıları keşfetmek olduğunu söyler. Faber'in söylediği bir şey oldukça dikkat çekicidir. Şöyle demektedir: "Halk okumayı kendi isteğiyle bıraktı. Artık çok az insan isyan etmeyi düşünüyor ve bunların bazıları da benim gibi kolaylıkla korkuyor."

Artık Montag'ın hayatı ciddi ölçüde değişmiştir. Kitap yakmayı reddetmekte ve kitap okuma ve kitap bulma yolları aramaktadır. Sonunda şehirden kaçar ve yeni insanlarla tanışır. Bu insanların her biri bir kitaptır aynı zamanda. Kitapları satır satır hafızalarına almışlardır. Birisi şöyle der: "Ne yaptığımızı sorduklarında şöyle diyebilirsiniz, hatırlıyoruz ve uzun vadede bu sayede kazanacağız." 

Yazarın kitaba isim bulma hikayesi de ilginç görünmektedir.  Önce "Gece yarısından çok sonra", "İtfaiyeci" gibi adlar düşünür yazar. Bir gün kendi kendine "kitaplar kaç derecede tutuşup yanar" diye bir soru soruyor. O günlerde Los Angeles itfaiye şefine ulaşır  ve soruyu sorar. İtfaiye şefi "451 Fahrenheit" diye yanıtlar.

Yazar Neil Gaiman'a göre bu bir uyarı kitabı. Sahip olduğumuz şeylerin değerli olduğunu ve değer verdiğimiz şeylerin kıymetini bilmediğimizi hatırlatıyor.

Samih Güven 

Yazının orjinalini ve yazarın diğer yazılarının okumak için tıklayın