Unutmayalım, unutturmayalım

24 Ekim 2018 Çarşamba  |  MENTOR

Bu konuyu daha önce çeşitli şekillerde yazdım, yazmaya da devam edeceğim çünkü unutulmayacak...

Temizlik ve dürüstlük adı altında hangi dümenlerin döndüğünü, kimlerin FETÖ yaltakçısı olduğunu, Fenerbahçe adı arkasına saklanıp ülkelerine nasıl ihanet ettiklerini, Yunanistan'da kulüp başkanları silahla hakem kovalarken kıçı kırık bir derneğin Türkiye'ye nasıl insan hakları dersi vermeye cüret ettiğini ve bunlardan utanmadan ortada dolaştıklarını ve utançlarını gelecek kuşaklar da bilecek.

Infantino'ya hiç güvenmedim, hala da güvenmiyorum, göreve gelir gelmez ilk yaptığı şey yıllık ücretini artırmaya çalışmak ve bunun etik olmadığını söyleyen FIFA üyelerini görevden uzaklaştırmak oldu.

Infantino'nun adı bir çok olaya karıştı, seçimden önce ve sonra Rusların jetlerinde cirit attı, FIFA'yı Rusların yönettiği konuşuluyor. Katarlılar ve Suudlar en yakın dostları, şimdi de Suudi Arabistan dünya kupasına ev sahipliği yapsın diye uğraşıyor. Kimseyi bir şeyle suçlamıyorum ancak bu ülkeler hukuk sisteminin güçlü işlemediği ve petrol paralarının iş halletmek için sıkça kullanıldığı söylenen ülkeler.

FIFA'da Blatter döneminde dünya kupası dahil her şeyin satıldığı FBI tarafından ortaya çıkarıldı, şu an yaşadıklarımız hala eski günlerin devam ettiğini düşündürüyor. Kısacası uluslararası futbol yönetimine güvenmiyorum çürümüş, kokuşmuş, ahbap çavuş ve menfaat sağlama dışında fazlaca amacı olmayan çıkar organizasyonları olduğunu düşünüyorum.

Uluslararası federasyonların her yıl İsviçre bankalarına milyarlarca dolar akıtması, İsviçre'nin de bunları görmezden gelmesine neden oluyor, istedikleri gibi at oynatıyorlar. İsviçre bunları hukuken gerektiği gibi denetlese son rezaleti ortaya çıkarmak bir başka kıtadaki emniyet teşkilatına kalmaz, çok önceden önlenirdi.

Futbolun sahada oynanan yanı yok, bakın ben size olacakları söyleyeyim: 

Şampiyonlar Ligi'ni en çok İspanyollar kazanacak, sonra Almanlar ama İngilizler kazanamayacak veya sus payı olarak nadiren kazanacaklar; oysa dünyanın tartışmasız en güçlü ligi İngiliz Ligi.  İngilizler uluslararası turnuvalarda da başarılı olamayacak, bunun nedeninin sadece İngilizlerin hatası olduğunu düşünüyorsanız fazla iyi niyetlisiniz bence.

Umarım pisliklerinde boğulurlar, beni ilgilendirmiyor ama beni ilgilendiren yanı 3 Temmuz ve UEFA'da Fenerbahçe'yi suçlamak için çantaların el değiştirdiğinden artık nerdeyse eminim ha, ispatlayabilir miyim hayır ama spor hukukunda "makul şüphe" Fenerbahçe'yi suçlamak ve mahkum etmek için yettiyse, bir blog yazısı için fazlasıyla yeterli olur.

Platini, Blatter'den 1.8 milyon euro "haksız kazanç" elde ettiği için spor yargısından ceza aldı, ceza davası devam ediyor. Fenerbahçe davası esnasında UEFA başkanıydı.

Villar; İspanya Federasyonu olanaklarını yakınlarına çıkar sağlamak için kullandığı, rüşvet aldığı  ve oğluna peşkeş çektiği iddiası ile İspanya'da oğlu ile birlikte tutuklandı. Oğlu Fenerbahçe'nin UEFA'daki dosyasının Müfettişi Palacios'ın çalıştığı hukuk bürosunun sahibi idi ve Fenerebahçe'ye kumpas davasındaki sanıkların İspanya bağlantısı tespit edildi.

Infantino, hiçbir konuda suçlanmadı ama Avrupa medyasında her gün etik olmayan davranışlarına dair haberler var, hele maaşını artırmak için FIFA görevlilerinden kurtulma konusu  çok konuşuluyor, mali konulardaki dürüstlüğü sürekli tartışma konusu. 

Tüm bunları birbirine bağlayan bir isim var: Theodore Theodoridis. Halen UEFA genel sekreteri, küçük federasyonların oylarını kontrol ediyor, çok önemli biri, babası Savvas Theodaridis para aklama skandallarına adı karışmış birisi. Aynı zamanda da Olimpiakos'da yönetici, Olimpiakos Başkanı ise adı onlarca yolsuzluğa karışmış ama hiçbiri ispatlanamamış Evengelos Marinakis, işte bu Marinakis'in Türkiye'de çok yakın dostları var.

Sonuç; Bir Fenerbahçeli olarak Fenerbahçe'yi suçlayan UEFA ve CAS kararının  sağlıklı şartlar altında adil ve bağımsız bir yargı tarafından oluşturulduğunu düşünmüyorum, inanmıyorum, halen futbolda uluslararası yönetimin güvenilirliği olduğuna inanmıyorum. UEFA'ya giden çantalarda deliller mi vardı, yoksa başka şeyler mi diye düşünmeden edemiyorum.

Ortada bu kadar bağlantı ve rezillik varken o dönem Fenerbahçe yöneticilerinin bir blog yazarı kadar bu olaylara hakim olmamış olmasını ve Fenerbahçe ceza alırken dosyalarının UEFA'da hala bekletiliyor olmasını ve sonrasında bu dosya hiç yokmuş gibi davranmalarını anlayamıyorum.

Hep söylüyorum Fenerbahçe 3 Temmuz'da yapayalnızdı, yanında olan sadece ve sadece Fenerbahçe'ye yürekten bağlı olan taraftarı vardı, diğerleri ise kağıt Kaplan, daha fazlası değil...