Ben ve badem

25 Ekim 2018 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Ben daha konuşacak mıyım?

Yaprağını, çiçeğini açması bademin kendini konuşturması mıdır?

Hele de vakitsiz çiçeklenen erik ağaçları ne demeye getiriyor?

Ben daha konuşacak mıyım?

Horozu, vakitsiz öten horozu suyunda makarna yapmak için keser insan ve yetinmez kesmekle şart koşar vakitsiz konuşanın boynu vurula.

Nedir konuşmanın vakti?

Tan atarken midir, ortalık şavkarırken midir, alaca karanlık inerken midir günün üstüne?

Ya kuşluk, öğle ile akşamın arasında bir yerde midir?

Ben daha konuşacak mıyım?

Ya da insanı diğer canlı türlerinden ayıran şeylerin önemli bir tanesi de doğal ihtiyaçlarının dışında da konuşma yetisini geliştirmiş olması mıdır?

Niçin felsefe gereklidir, hatta boyun borcudur insana?

Konuşmak insana neden gereklidir?

Hayvanlar koklaşa koklaşa ve insanlar konuşa konuşa denirken ne demeye getirilmektedir acaba?

Hayvanların güdülebilmesinin temel nedenlerinden birisi doğal ihtiyaçlarına bağımlı olarak ömür tüketmeleridir.

İnsan konuşabildiği için boyun eğmemeli, güdülmemelidir.

Çünkü konuşmak doğal ihtiyaçlar için ses çıkarmakla sınırlı değildir.

Bir felsefesi vardır konuşmanın.

Felsefe evet vardır. Siz farkında olmasanız da vardır.

Farkında olmadığınız felsefe, size dayatılan, size boyun eğdirilen felsefedir, sizi hakimiyeti altında tutar ama sizin değildir hatta siz, onun nesnesisiniz bile denilebilir.

Konuşmanın felsefesi düşünmek, bilmektir onlar da özgürleştirir.

İnsan özgürleşmek için konuşmalıdır.

Konuşmak, onaylamak için yapıldığında edilgendir ve alır insanoğlunu kendinden esir eder kurulu düzene.

Onaylamak üzredir düzenin konuşmaya bakış açısı.

Ve insanı konuşturarak sessizleştirmeyi, boyun eğdirmeyi hedefler çoğu zaman da hedefine ulaşır.

Hem de konuşturarak ulaşır bu hedefe.

Alınız televizyon ve radyolarda neredeyse histeri boyutlarına ulaşan konuşma programlarını ve görüntüden çok sözlere hem de büyük! kabul edilen sözlere dayalı dizi filimleri.

Polat" biz dağlarda neler yaptık" diye konuşur Kurtlar Vadisi'nde ve memleketin hali pür melâli konuşulmuş olur artık gereken tek şey derin bir sessizliktir.

Seda hanımefendi koca dediğin döver de sever de der ve meşrulaşır 2018 yılında bile itaatkâr erkek egemenliğinin, itaatkâr kadın üzerindeki faşizan mutlak hakimiyeti.

Gelir isek bizim coğrafyamıza, televizyonlara ve radyolara bağlı bulunduğumuz partinin kaset teybi ağzı ile konuşmamız ve programın sona ermesi ile derin bir sessizliğe saklanmamız neyi anlatıyor acaba?

Bir düşünün konuşalım

En yüce yaratığı Tanrının

Adem

Öyleyse

Neden

Her yıl

Yeniden çiçeklenir badem

(çiçek konuşması ise ağacın, gör ey insan aynı çiçek değil açan).

Ben ve badem daha çok konuşacağız.