Kâbus yaklaşıyor

30 Ekim 2018 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Kongre ara seçimlerine yaklaşmakta olan ABD için bir benzetme yapılmasını istense, varış öncesi son viraja yaklaşmaktayken kontrol edilemez bir biçimde hızlanan ve bariyere çarpıp parçalanma tehlikesi her an artan bir yarış otomobili benzetmesi herhalde uygun olurdu.

Burada hızlanmaktan kastedilenin ABD'deki siyasi ve toplumsal gerilimdeki artış olduğu belirtilirse benzetmenin anlam kazanacağını düşünmek herhalde isabetli olacaktır.

Ara seçimlerdeki oy verme işlemine saatler kala, Amerikan ana akım basınında yer alan manşetler bu gerilimin kaynağını çok belirgin bir biçimde gözler onun seriyor:

-  Ülke tarihinin en fazla ölümle sonuçlanan anti-Semitik eyleminde, ibadet için sinagogda bulunan 11 Yahudi silahlı saldırıyla öldürüldü.

-  Bu olaydan sadece iki gün önce, Afrika kökenli Amerikalıların ibadet ettiği bir kiliseyi taramaya çalışan ve bunu başaramayınca bir alışveriş merkezinde iki zenciyi öldüren kişi tutuklandı.

- Aralarında önceki ABD Başkanı Barak Obama ve sinema oyuncusu Robert de Niro'nun da bulunduğu Trump karşıtı 14 ünlü kişiye bombalı paketler gönderen bir kişi tutuklandı.

- ABD Başkanı Trump, ülkesinin Meksika'yla olan sınırında askeri birlikler konuşlandırma kararı aldı. Askeri birlikler Güney Amerika ülkelerinden gelen binlerce göçmenden oluşan bir konvoyun ABD topraklarına girişini engellemeleri için bölgeye gönderiliyor.

Elbette seçim gününe kadar başka bazı şiddet veya terör olaylarının yaşanmayacağının güvencesi de yok.

Olup bitene tarafsız bir gözle bakıldığında açıkça görünen şu: Bombalı ya da silahlı, ölüme neden olmuş ya da olmamış, bu şiddet  (eğer Müslüman karşıtı bir bakış açısının çerçevesi dışına çıkıp da adını doğru koyarsanız terör) eylemlerinin ardında aşırı/militan (faşizan) sağın yükselişi var. Ve bu eğilimin tek sorumlusu var: Donald Trump.

Göreve seçildiği günden beri, seçmen tabanının büyük çoğunluğunu oluşturan Anglo-Sakson kökenli, orta yaşlı veya üzeri, düşük düzeyde eğitimli ve çoğunluğu işçi ya da çiftçi olan kitlelerin oy desteğini güvence altına alabilmek için uluslararası serbest ticaretin kurallarını sabote eden, ülkesinin en önemli müttefiklerine bile stepne muamelesi yapan ve işin kötüsü bu müttefiklerinin önemli bir bölümüne boyun eğdirmeyi başaran Trump, şimdi ara seçimlerde Kongre'nin kontrolünün Cumhuriyetçi Parti'de kalmasını sağlamak için, son bir haftada meydana gelen ve ABD toplumunu derinden sarsan şiddet olaylarını bile kullanmaktan çekinmiyor.

Trump'ın Kongre ara seçimlerine neden bu kadar asıldığını hatırlamakta yarar var: 2020 seçimlerinde yeniden aday olacağı şimdiden bilinen Trump, bu iddiasını sürdürebilmek için gündemini uygulamak zorunda, bunun için de Kongre'nin desteğine muhtaç.

Demokratik Parti"nin kontrolündeki bir Kongre'nin Trump'ı başkanlık görevinden azletme yetkisini kullanması seçim sonrası olası bir senaryo olarak konuşuluyor olsa da, bu akademik bir tartışmanın ötesine pek geçemeyecek gibi görünüyor.

Son kamuoyu yoklamaları Senato'da Demokratik Parti'nin salt çoğunluğu elde etmesinin olanaksızlığına işaret ediyor. Bir ay öncesine kadar aynı kamouyu araştırmaları Temsilciler Meclisi'nde Demoratik Parti'nin çoğunluğu sağlayacağı yolunda sonuçlar gösterirken, Brett Kavanaugh'un ABD Yüksek Mahkemesine yargıç olarak atanmasıyla sonuçlanan gerginlikten sonra Trump'un seçim tabanı aşka gelmis ve seçimlerde Trump yanlısı herkesin sandık başına gitmesi için geniş çaplı kampanyalar başlatılmış durumda.

Kısacası, Trump tıpkı 2016'daki başkanlık seçiminde olduğu gibi yine sürpriz bir başarıya imza atarak Kongre'nin kontrolünü elde tutmakla kalmayıp Cumhuriyetçi Parti'nin çoğunluğunu güçlendirmesini bile sağlayabilir.

Eğer sonuç böyle olursa, önümüzde çok karanlık bir dönemin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Beyaz Saray'a yakın kaynaklara dayandırılan spekülasyonlar doğruysa, Trump ara seçimden sonra yönetimdeki üç önemli kişiye kapıyı gösterecek: Beyaz Saray'ın günlük yönetiminden sorumlu olan asker kökenli özel kalem müdürü John Kelly, yine asker kökenli Savunma Bakanı Jim Mattis ve Adalet Bakanı Jeff Sessions.

Adı geçenlerden ilk ikisi, Trump Beyaz Sarayı'nın ciddi bir ABD hükümetine yaraşır bir görünümü koruyabilmesinin başta gelen mimarları olarak biliniyor. Eğer bu ikili görevden alınırsa Beyaz Saray'a hangi siyasi palyaçoların danışman ya da memur olarak atanacağı tahmin bile edilemiyor. Ve eğer Jeff Sessions görevden alınırsa, yeni adalet bakanı rahatlıkla Trump'ın Rusya ile ilişkilerini soruşturan özel savcı Robert Müeller'in görevine son verip soruşturmayı rafa kaldırabilir.

Bunun da ötesinde Trump'ın seçim sonrasında Çin'le olan gümrük tarifeleri savaşını tırmandıracağı, Rusya'yla olan nükleer silahsızlanma anlaşmalarından çekildikten sonra yeni bir silahlanma yarışına start vereceği spekülasyonları da Washington koridorlarında fısıldanan söyletiler arasında yer alıyor.

Uzun sözün kısası, tablo iç açıcı değil, ancak...

Kongre ara seçimlerinde erken oy verme işlemi yaklaşık üç haftadır sürüyor. Son verilere bakılırsa, bu ara seçimde ABD halkı iyice coşmuş durumda, seçime büyük bir ilgi var. Bazı eyaletlerde erken oy verenlerin sayısı 2016 başkanlık seçiminde erken oy verenlerin sayısını bir milyon aşmış durumda. Bütün soru bu coşkulu seçmen kitlesinin kime destek verdiğinde.

Eğer umulduğu gibi Kavanugh ataması sırasında yaşanan trajikomik siyasi tiyatrodan tiksinen kadın seçmenler seferberlik ilan ettiyse, Trump'ın işi 6 kasım'dan sonra zorlaşacak demektir. Yok seferberliği ilan eden Trump'ın destekçisi olan sağcı/aşırı sağcı kitleyse, yalnızca ABD'deki Demokratik Partililerin değil, tüm dünyanın başını elleri arasına alıp, ABD'den başlayıp küresel boyutlara ulaşacak kâbusa karşı neler yapılabileceğini düşünmeye başlaması gerekecek.

Cengiz İzmirli (mahlas)