Nefret tohumları eken spor medyası

07 Kasım 2018 Çarşamba  |  KÖTÜ

Son Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden sonra yaşanan olayları hepimiz biliyoruz.

Olayları kimin başlattığı, gerçekte kimin suçlu olduğu konusunda saatlerce tartışılabilir. Zaten sosyal medya günlerdir rakip taraftarlar arasında savaş alanına dönmüş durumda, patlama için bir kıvılcım yetecek.

Hepimiz biliyoruz ki, futbol sahalarında yaşanan bu olay ilk değil, ne yazık ki son da olmayacak.

Zaman zaman tribünlere de yansıyan şiddette aslında en masum olan taraftarlar.

Eğer "suçlu" göstereceksek kulüp yöneticilerden başlamamız gerekiyor. Açıklamalarıyla hem kendi taraftarlarını galeyana getiren hem de rakip tarafları kışkırtan onlar çünkü.

Ama yıllardır süregelen şiddet ortamının gölgede kalmış çok önemli bir sorumlusu daha var: Spor medyası.

Eskiden çok satmak, şimdi ise çok "tıklanmak" ya da reyting uğruna için atmadıkları başlık, yazmadıkları yazı yok. Özellikle genç taraftarlar medyada şiddeti körükleyen sözde haberlerden doğal olarak kolayca etkileniyor.

Medyanın bu tutumu günümüze özgü değil, yıllardır sürüyor ama sektörde kalite düştükçe, gerçek gazeteciler sahadan çekilince ilkesizliğin ve sınır tanımazlığın boyutu büyüyor.

İşte, milliyet.com.tr'ye girenlerin hemen karşılaştığı bir başlık: Terim'den Ali Koç'a cevap! "Sokak kabadayısı"

Bu başlığı gören herkesin Terim'in Koç'a "sokak kabadayısı" dediğini sanması çok doğal. Ama zaten amaç da bu: Başlığı gören herkesin "haberi" hemen tıklaması.

Herhalde bu tuzağa düşmeyen okur olmamıştır.

Elbette Terim Koç için "sokak kabadayısı" demiyor.

Peki ne diyor?

"Üste çıkmak için had aşmak ve sokak kabadayısı gibi ifadeler kullanmak, bizim sandığımız Ali Koç vizyonuna yakışmıyor."

Yani başlıkla hiç alakası yok.

Okuyucuya yönelik bu tür kışkırtmalar elbette Milliyet'e özgü değil.

Ama bunu yapanın Namık Sevik geleneğinden gelen Milliyet Spor Servisi olması çok acı ve üzücü.