Ata'ya mektup

12 Kasım 2018 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Sevgili Atam,

Her 10 Kasım'da olduğu gibi seni yine  özlemle andık. Bıraktığın eserlere, "başta en büyük eserim" dediğin Cumhuriyet'e sahip çıkacağımıza söz verdik. Sosyal medyada senin sözlerini, boy boy fotoğraflarını, videolarını paylaştık. Dertlendik, üzüldük...

Biliyorum, "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir" demiştin ama seni gerçekten anlayabildik mi?

Sen bizlere hep çalışmayı, ileri gitmeyi öğütledin, çağdaş bilimi rehber gösterdin. "Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur" dedin ama ne yazık ki biz  hâlâ dünyanın en medeni, en uygar ulusları arasında yerimizi alamadık. 

"İnsanlığın düşmanı cehalet; cehaletin düşmanı eğitimdir" dedin ama biz hâlâ cehaletin üstesinden gelemedik. Her sene değiştirdiğimiz sınav sistemleri ile çocuklarımızı yarış atı gibi koşturup serseme çevirdik. Hâlâ eğitimde fırsat eşitliği yaratamadık. Eğitim hâlâ kanayan en büyük yaramız. 

Şairin dediği gibi,

"Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,

Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,

Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,

Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar."  

"İşte ben sizlerden tam da bunu istiyorum" dediğini duyar gibiyim. Ne yazık ki bizler artık sosyal medyada klavye başında sabahlayarak, birbirimize saldırıp, memleketi oradan kurtarmaya çalışıyoruz. Çağdaş uygarlık, bilim ve liyakat unutuldu şimdilerde...

Sadece bu mu? Bize bıraktığın mirasların ne kadarını tam olarak koruyabildik? Seni ne kadar anlayabildik emin değilim. Misal bizlere;

"İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!" dedin ama bu sözleri gerçekten anlayabildik mi? Yoksa sadece her  10 Kasım'larda seni anımsayarak yerimizde mi sayıyoruz?

"Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun" dedin ama biz hep birilerini beklemeye devam ediyoruz. Önemli günlerde/milli bayramlarda sosyal medya üzerinden günü kurtarıp, bazen kendi kendimize avunuyor, bazen yaşadıklarımızı ve bizleri bu duruma getirenleri lanetlemekten başka bir şey yapmıyoruz.

"Türk milletinin kαrαkteri yüksektir. Türk milleti çαlışkαndır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti; milli birlik ve berαberlik içinde güçlükleri yenmesini bilmiştir" demiştin ama...

Birlik ve beraberliğe her zamankinden çok ihtiyacımız olduğu halde kimse diğerini anlamak için gayret göstermiyor. Herkes birbirini ötekileştirmeye, dışlamaya çalışıyor. Sporda, siyasette, günlük yaşamda ve hayatın her alanında  herkes sadece kendi gibi olanlara, kendi gibi düşünenlere tahammül ediyor, onlara anlayış gösteriyor. Empati yeteneğimiz her geçen gün azalıyor.

Kızma ne olur, çatma o güzel kaşlarını, yine üzüleceksin biliyorum, "Bir yurdun en değerli vαrlığı, yurttαşlαr αrαsındα milli birlik, iyi geçinme ve çαlışkαnlık duygu ve kαbiliyetlerinin olgunluğudur" diyeceksin ama ne yazık ki gerçekler böyle... Aslında yazacak daha çok şey var ama artık burada kesiyorum...

Amacım seni üzmek değil. Keşke herkes seni ve fikirlerini/düşüncelerini tam olarak anlayabilse. Keşke herkes bıraktığın eserlere sahip çıkabilse, açtığın yolda, gösterdiğin hedeflere durmadan yürüyebilse... Her geçen gün artan değerini keşke herkes görebilse... Bıraksak artık birbirimizle dalaşmayı, birbirimizi hor görmeyi, birbirimizi suçlamayı...

Çünkü başka Türkiye Cumhuriyeti yok... Senin de dediğin gibi;

"Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır."

İşte neye inanıyorsak inanalım, nasıl düşünüyorsak düşünelim  hepimizin anlaması gereken tek söz bu...

Hepimizin ilk ve en önemli amacı Türkiye Cumhuriyetini sonsuza dek yaşatmak olmalı.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti olmazsa başka hiçbir şeyin önemi yok.

YOKLUĞUN VE ÖZLEMİN HER GEÇEN GÜN BİR ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR. 

SAYGI VE MİNNETLE...