Gerçek bir muhabir

16 Kasım 2018 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Gençler fazla tanımayabilir ama özellikle 1990'larda Milliyet okurlarının yakından bildiği gazeteci Ali Haydar Yurtsever'i kaybedişimizin üzerinden dört yıl geçti.

Yurtsever, 66 yıllık yaşamı boyunca günümüzde artık önemsenmeyen muhabirliğin parlak temsilcilerinden biriydi. Viyana'da yaşıyordu ama Milliyet'in "joker muhabiri"ydi, nerede bir olay varsa fotoğraf makinesini alıp oraya koşardı. Milliyet okurları 1980'lerin sonu ve 1990'ların başında Doğu Bloku'nda yaşanan çözülmeyi onun röportajlarından izledi. Romanya, Bulgaristan ve Çekoslovakya'da devrim gibi değişimler yaşanırken, "Berlin Duvarı" yıkılırken Yurtsever oradaydı.

Somali'den Karadağ'a, Makedonya'dan Bekaa'ya, Arnavutluk'tan Kosova'ya ve Abdullah Öcalan'ın Roma günlerine pek çok önemli haberin altına imzasını atan Yurtsever, 1. Körfez Savaşı'nın da muhabir kahramanlarındandı.

İşte, ölüm yıldönümünde eşi Nalan Yurtsever'in bastırdığı albümde de, her gazetecinin kıskanacağı o unutulmaz anların fotoğrafları, gazete kupürleri ve not defterine yazdığı haberleri yer alıyor. Bir gazeteci için gurur verecek albüm...

Ama Yurtsever en büyük darbeyi önce, uğruna hayatını hiçe saydığı gazetesi Milliyet'ten, sonra da çalışmaya başladığı Anadolu Ajansı'ndan yedi.

Bu şekilde vefasızca işsiz kalmak zaten yeterince zordu ama bir de amansız hastalığa yakalandı.

19 Ekim 2014'de Umur Talu, Habertürk'te "İşsiz ama eşsiz bir gazeteci" başlıklı yazısında onun kendisine gönderdiği şu mektubu yayınladı:
 
"Sevgili dostlar;

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve her hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Nazım Hikmet'in dizelerini çok severdim. Savaş cephelerinde ise hep kendi dizelerimi tekrarladım: Ya Allah ya Muhammed, ya Allah ya Ali! Ben bu savaşın tarafı değilim!

1. ve 2. Körfez savaşlarında, Yugoslavya'nın parçalanmasında gelişmeleri bildirirken, yazma gücünü benden esirgemeyen, destek olan sevgili dostum Umur Talu'ya, ilgilenen tüm meslektaşlarıma çok teşekkür ederim. Yaklaşık bir yıldan beri kanser denilen illetten tedavi gördüğüm dönemde desteğini esirgemeyen Umur Talu'ya yürekten sevgilerimi sunuyorum. Gösterdiği dostluğun, güzel ilginin iyileştirici gücünü hissediyorum.

Son bir yıl içinde tedavi gördüğüm dönemde, yabancı bir ülkedeki işime son veren ülkemin ulusal ajansı AA'nın bu insanlık dışı kararını gündeme getirdiği için de. Savaşı izlemek üzere boynumda makinemle, işgal altındaki başkent Saraybosna ve İgman Dağı'nda, inançlı bir insan olarak hep dizelerimi tekrarlıyordum. Öyle bir vahşet içinden inancımla evime geri döndüm. Şimdi bulunduğum hastane ortamından kurtulup bir şekilde aileme, çocuklarıma kavuşabilmem için de dizelerimi aynı inançla tekrarlıyorum. Sevgili Umur, bana yapılan mesleki yasa dışı haksızlıkları dile getirerek her zaman doğru ve adil olanı savundun; haksızlıkları düzeltmek için mücadele verdin, başarıya da ulaştın. İzninle, bugün o değerli köşende misafir gazeteci olarak, bu insani şeyleri gündeme getirerek, dostluğumuzu anlatmak istedim.

Yaptığın her şey için sevgilerimi sunuyorum.

Ali Haydar Yurtsever, Viyana'da işsiz gazeteci"

Güzel işler yaptın, muhabirliğin hakkını verdin, toprağın bol olsun Ali Haydar...