Aziz Yıldırım'a vefa

16 Kasım 2018 Cuma  |  MENTOR

Ben Aziz Yıldırım'ı çok eleştiren biriyim, eleştirdiğim konuların başında bir spor kurumunun spor dışındaki konularla iç içe olması ve orduyla yakınlığının Fenerbahçe'ye zarar vermesi geliyordu.

Bilmiyorum, belki de Fenerbahçe 3 Temmuz'da bu Aziz Yıldırım-ordu ilişkisi nedeniyle hedef seçilmiş, kurban edilmişti. Önemi yok, önemli olan Aziz Yıldırım'ın Türk Ordusuna olan bağlılığı ve saygısının çok açık olmasıdır. Bu bağlılık ve saygı ona bir yıl zindana mal oldu, Fenerbahçe'nin ise minimum 10 yılına...

Yıldırım'ın bu dönemde haksız yere hapse atılan Türk subaylarına destek olduğu bizzat aileleri tarafından ifade edildi. 

Ancak geçen günlerde Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, Fetö kumpasına sahip çıkarak olmadık iftiralarda bulundu, Türk subaylarını kumpasla hapse atan savcılarla tavla oynamakla suçladı. Oysa o dönemde kendisi Aziz Yıldırım'ı tavla oynamakla suçladığı savcı ile aynı kuruma üyeydi, o kurumun en nezih localarında o savcı misafir ediliyordu.

Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Türk Ordusuna kumpas kurduğunu söylediği savcının Fenerbahçe'ye kurduğu kumpası savunmaktan ve o kumpas üzerinden de Fenerbahçe'ye hakaretler yağdırmaktan çekinmedi, Atatürk adı arkasına saklanarak fanatizmini ve amigoluğunu kustu, O'nun mirasını kirletti, hala da o pozisyonu kullanarak kirletmeye devam ediyor.

Fetö'nün Abant toplantılarına katılan bu şahıs toplumsal barışa en çok ihtiyacımız olduğu bu dönemde "bilinçsiz" olduğu söylenemeyecek bir provokasyon ( komplo, yalan bilgi ile karmaşa çıkarma çabası) ile insanları birbirine düşürmeyi deniyor ve üstelik bu yaptığı bilinçli bir şekilde Atatürk üzerinden toplumun ayrıştırılmaya çalıştığı, Atatürk'e saldırıların arttığı ve Fetö'nün iadesinin konuşulduğu bir döneme denk geliyordu.

Tesadüfle açıklanamayacak kadar büyük bir olay, ancak bundan sonrası bizi aşar ve savcıların görev alanına girer. Bir suç veya suçlu varsa Türk savcıları peşine düşüp adalete teslim edeceklerdir.

Kimseyi bir şeyle suçlamıyorum ama 3 Temmuz'u yaşamış bir insan olarak Fenerbahçe'nin başına yeni bir şey gelmesinden korkuyorum, geçmişte olduğu gibi Fenerbahçe üzerinden toplumun terörize edilmesi amaçlanıyor olabilir.

Derbiden sonra yaşanan hiçbir şey yerli yerine oturmuyor, sanki görünmez bir el nefret ve kavga aşılıyor.

Türk savcılarını göreve davet ediyorum. Derbinin bitiş düdüğünden sonra yaşanan her şey incelenmeli ve ülkemizin ekonomik kriz nedeniyle son derece kırılgan olduğu bu dönemde önleyici bir soruşturma başlatılmalıdır. Eğer yaşananlar tesadüfse bir şey kaybetmeyiz ama tesadüf değil de sistemli bir saldırı ise çok şey kazanırız.   

Bir başka konu daha var ki çok canımı yakıyor ve nedenini anlayamıyorum. Beni vicdani açıdan çok rahatsız ediyor: Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe'nin onları korumak için çok şey kaybettiği subaylarımızdan birinin bile çıkıp bu hayasız saldırının sahibi Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı'na "Sen ne diyorsun" dememiş olması. 

Böylesine yaygın ve istisnasız bir tepkinin sadece bireysel refleks olması imkansız, niye susuyorlar, neden onları korumaya çalışan insanlar onların adı ve acısı üzerinden Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım'a haksızca iftiralar atılırken konuşmuyorlar anlamıyorum; dünya tarihinin gördüğü en büyük vefasızlıklardan biri olabilir.

Bilmiyorum ama her fırsatta "sarı duvar" diyen, bizzat hapis yatan eski Genelkurmay Başkanı tarafından Fenerbahçe'nin mücadelesi anlatılmışken dikkat çekici ortak bir suskunlukları var. Sanırım Atatürk ismi zarar görmesin diye susuyorlar ama onlar sustukça en büyük zararı ADD Başkanı veriyor...