Milli Takım ve 3 Temmuz

21 Kasım 2018 Çarşamba  |  MENTOR

3 Temmuz'dan sonra başına Fenerbahçe'ye bu süreçte açıkça tavır almış birinin getirilmesinin Milli Takım'ı yok edeceği açıktı...

Kimin seçildiğinin önemi yoktu, Fenerbahçeliler'in bunun kendilerine yapılmış bir güç gösterisi olduğuna inanacağı ve Milli Takım'dan kaçış yaratacağı kesindi; artık ülkemizin bir milli takımı yok, milli maçlar haber bile olmuyor.

Türk futbolu kötüye gidiyor, bu kötüye gidişin en büyük sorumlusu 3 Temmuz ve onun üzerinden menfaat sağlamaya çalışan ucuzluk. 3 Temmuz'da yaşananlar ve ortaya çıkanlar gösterdi ki, futbolun geçmişi karanlık, futbolun içindeki çok önemli figürün boğazına kadar Fetö'ye battığı görülüyor.

Ancak  Fetö'nün kendi etkinliğini artırmak her türlü ahlaksız yola başvurduğu bilinirken futbolda hiçbir şey olmamış gibi davranılıyor. 

Hakan Şükür'e penaltı çalınırken hakemin üzerinde baskı var mıydı, hakem sadece futbolu mu düşünüyordu, yoksa Hakan Şükür yıldız olsun Fetö'ye sempatizan mı toplasın isteniyordu, bilmiyoruz.

Arif Erdem'in gündelik şakalara konu olacak kadar bariz kendini yere atmalarına penaltı verilirken Fetö parmağı var mıydı, bilmiyoruz.

Fetö örgütüne üye veya sempatizan olan futbolcu ve teknik direktörler farklı takımlarda hoca veya futbolculuk yaparken Fetö amaçları doğrultusunda "şike" yapıyorlar mıydı, bilmiyoruz?

Milli Takım veya benzeri yollarla Fetöcü futbolcular parlatıldı, diğerleri yok edildi; Türk futbolundaki bu tür çürüme devam ediyor mu, bilmiyoruz.

Fetöcü hakem yok görünüyor; futbol kulüplerine kadar sızmış bir suç örgütünün böyle popüler bir sporda hakem kurumuna sızmamış olması akla hayale sığmıyor, yeterince araştırılmadığını düşünüyorum.

Örnekler çoğaltılabilir, 3 Temmuz ve Fetö Türk futbolunu çürüttü, artık kimse kimseye güvenmiyor, zaten güvenilecek bir ortam var mı onu da bilmiyoruz.

3 Temmuz'la hesaplaşmadan, Fenerbahçe'den özür dilemeden bu çürüme düzelmeyecek. Umurumda değil, bu süreçte toplum vicdanında saygı duyulan tek marka Fenerbahçe ve Fenerbahçe Türkiye'nin Juventus'u olma yolunda ilerliyor.

Bakmayın siz "Bütün kulüpler aynı durumda" denilmesine, arada önemli bir fark var: Fenerbahçe yüzünü geleceğe dönmüş durumda, diğerleri ise hala 3 Temmuz numaralarından medet umuyor.

Bana inanmayan 3 aylık mali tablolara bakabilir; maç günü gelirleri, mağazacılık, sponsorluk ve isim hakkı gibi klasik gelirlerde (Avis henüz açıklanmamışken) rakiplerini nasıl ikiye katlamış görebilirler.

Diğerleri ise taşıma suyla değirmen döndürüyor, bazen mal varlıklarını satıyorlar, bazen Şampiyonlar Ligi geliri imdada yetişiyor ama suyun ne kadar daha yeteceği artık çok kuşkulu, Fenerbahçe ise kendisine değirmen yapıyor ve değirmenin en önemli harcı 3 Temmuz'da sıradan Fenerbahçeli taraftarın artık Fenerbahçe yandaşı olmasıdır. Ali Koç'un verdiği paraların ve çabanın hakkını yiyemem elbette katkısı büyük ama farkı ve sürekliliği sağlayacak şey Fenerbahçe taraftarı.

Zaten Fenerbahçe'nin mali durumunun bozulmasının nedeni de buydu; bu kaynağı yok sayan, Fenerbahçe taraftarını ötekileştiren, dernek ağalığı ve ilkel yönetim anlayışı... Fenerbahçeli böyle bir şeye izin vermezdi, vermedi de çekildi ve kongre üyelerinin asla cesaret edemediği değişimi gerçekleştirdi. 

Basketbolda her yıl 7.000 kombine alıp 10 milyon TL. katkıda bulunan bir taraftarın seviyesi ve desteği ile 172 kombine alıp 81binTL. katkıda bulunan taraftar aynı değildir. Basketbol sevmiyorlarmış, neden son 10 yıldır salon yapacağız deyip yapamıyor acaba? Çünkü böyle bir taraftar destekleri yok, olmayacak da sadece Fenerbahçe de var.

Sonuç; bu ülke çok kısa zamanda 10 kez üst üste Fenerbahçe şampiyonluğu görecek. Bu bir tahminden öte, yaşananlar bunu gösteriyor, diğer kulüplerin mali çöküşü ortada.