88 kelimeyle haber yazmak

22 Kasım 2018 Perşembe  |  KÖTÜ

Turkuvaz Medya ve Demirören Grubu geçenlerde gazete satışlarını artıracağı gerekçesiyle bazı ortak kararlar aldı.

Bunların arasında köşe yazarlarının yazılarının artık gece yarısı değil sabah saatlerinde yayına verilmesi, gazetelerin birinci sayfalarını ve yazarlarını kullanan internet siteleri için hukuki takip başlatılması da yer alıyor.

Bu kararları alanlara göre amaç, tirajları her geçen gün azalan gazetelerin daha fazla satmasını sağlamak.

Bizden söylemesi: Boşuna yorulmuşlar, teşhis yanlış olduğu için bu "tedavi" haliyle hiçbir işe yaramayacak.

Yaramayacak çünkü gazetelerin az satmasının gerçek nedeni okurların köşe yazarlarını internet sitelerinden okuması değil. Gazeteler az satıyor çünkü en temel görevleri olan halka haber ulaştırma işlevini artık yapmıyor. Tabii sadece bu değil, 1990'larda özel televizyonlar çıktığı zaman nasıl rekabet edeceğini bilemeyen Türk basını, 2000'lerde internet karşısında kelimenin gerçek anlamıyla havlu attı. Çözüm, haberleri derinlemesine vermek, özel haber alışkanlığını yaymak ve internet medyasında bulunmayan ilginç yazı dizileri üretmekti. Bunların hiçbiri yapılmadığı için, üstelik masraf kapısı görülen dış bürolar da artık kapatıldığı için, okur bir gün önce internetten ve sosyal medyadan öğrendiği haberlerle çıkan gazeteleri satın almayı bıraktı.

Çok önemli bir başka neden daha var: Kalitenin düşmesi.

Eskiden gazetecilik usta çırak ilişkisi içinde öğrenilen bir meslekti, genç muhabirler deneyimli gazetecilerden neyin haber olduğunu, haberin nasıl yazılması gerektiğini öğrenirdi.

Ama gazeteler haber verme misyonunu terkedince gazetecilere gerek kalmadı. Ama muhalif oldukları için ama tasarruf gerekçesiyle gerçek gazeteciler meslekten uzaklaştırıldı, uzaklaşmak zorunda bırakıldı. Hala medyada kalan az sayıda deneyimli gazeteciyi bir kenara bırakacak olursak şu anda mesleğe yeni başlayan bir genç gazetecinin neyi nasıl yapmasını öğrenebileceği kimse kalmadı.

Anadolu Ajansı'nın ABD Savunma Bakanı James Mattis ile ilgili bir haberini pek çok gazetede görünce bunları düşündük

Sabrınız yeterse haberden bir bölümü birlikte okuyalım:

"Savunma Bakanı Mattis, Beşşar Esed'in Rusya ve İran'ın desteği ile  ülkesinde katliam yaptığını ve ülkeyi böldüğünü ifade ederek, "Türkiye'nin, Suriye sınırında yer alan bir NATO ülkesi olarak kaygılanması için birçok nedeni  var.  Bu kaygıların hiç birini ciddiye almıyor değiliz. Suriye'nin kuzeyine bir kaç bölgede gözlem noktası kuruyoruz. Bu şimdi bir değişikliktir. Suriye'nin  kuzey sınırı boyunca birkaç yerde gözlem noktaları kuracağız, çünkü en azından bizim faaliyet alanımızdan kaynaklı bir şey gördüğümüzde Türkleri uyarmak  istiyoruz. Bu konuda Türkiye ile yakın iş birliği içindeyiz. Türkiye'ye yakından bu konuyu danışıyoruz. Hem ordu hem de Dışişleri Bakanlığı onlara danışıyor.  Türkiye'ye yönelik ortaya çıkabilecek ve gördüğümüz her türlü tehdidi takip etmeye çalışacağız." ifadelerini kullandı."

Gazetecilik okullarında "haber nasıl yazılmaz" dersine konu olabilecek bir cümle bu!  Yazım hatalarını ve kötü ifadeler bir yana, üşünmedik saydık, tırnak içinde verilen bölümde tam 88 kelime var. Temel gazetecilik kuralıdır, tırnak içinde iki, en fazla üç cümle verilir, yoksa okurun dikkati dağılır, cümlenin başını unutur, haber karışır.

Haberi yazan muhabir işin kolayına kaçmış, açmış tırnağı içini bir güzel doldurmuş da doldurmuş.

Hatalar zinciri yazan muhabirle başlıyor, bu haberi okuyan ve onaylayan dış haberler sorumlusu, ondan sonra okuyan haber merkezi editörüyle devam ediyor.

Tamam, Anadolu Ajansı bu hatayı yaptı ve kötü yazılmış bir haberi yayına verdi diyelim, peki ya gazeteler?

Haberi kullanan gazete editörleri hiç mi görmüyor kötü yazıldığını ve redakte edilmesi gerektiğini? Büyük olasılıkla görmüyor, görüyorsa bile kopyalayıp yapıştırmak varken uğraşmaya üşeniyor.

Haber vermeyen, kötü yazılmış metinlerle dolu gazeteleri elbette kimse almaz.

Geçmiş olsun!