Patronunu koruyan 'gazeteci'

28 Kasım 2018 Çarşamba  |  MENTOR

Yazıya başlamadan önce bir konuyu açıklığa kavuşturalım ki, gerçekten gazetecilik yapan, bu uğurda yaşamını veren, şerefli ve onurlu insanları gerçek gazetecileri incitmeyelim...

Gazetecilik onurlu bir meslektir, halk adına halkın çıkarlarını takip eder ve onun bilgilenmesini sağlar, genellikle güçlüye karşı zayıfın hakkını korumaya çalışır. 

Ülkemizde de Uğur Mumcu, Çetin Emeç ve Abdi İpekçi gibi gazetecileri yetiştiren güçlü bir gazetecilik geleneği vardır. Ancak günümüz medyasında hemen hemen hiçbir medya mensubu onların oluşturduğu gazetecilik geleneğini temsil etmiyor. 

Bu nedenlerle günümüzde medyada çalışanlara "gazeteci" diyerek "gazeteci" olmayı hak etmiş binlerce insanı incitemeyiz.

Yabancı dil bilmeyen, hemen hemen hiçbir konuda derinliğine bilgisi bulunmayan, entelektüel zenginlikten yoksun, haber için kulüp yöneticisinin çantacılığını yapmayı kendilerine yakıştıran insanlara gazeteci diyemeyiz. Sadece medya çalışanıdır onlar, bir görevleri vardır karşılığında maaş alırlar ve kimden maaş alıyorlarsa onun çıkarlarını temsil ederler. Eleştirmiyorum, ekmek parası ancak halkın sözcüsü olmayı ifade eden gazeteciliği bu insanlara unvanı olarak veremeyiz, maaşlı medya çalışanıdır onlar, hepsi o.

Şimdi gelelim konumuza...

Bu maaşlı medya çalışanlarından biri Galatasaray- FF çatışması başladığında TFF'nin UEFA'dan Galatasaray'ın ceza almamasını sağladığını, bu yüzden de Galatasaray'ın TFF Başkanı'na saygı göstermesi gerektiğini söylüyor.(Bu sözler iki tarafca da yalanlanmadı)

Haklıdır, bir medya çalışanı olarak maaşının ödenme nedeni olan patronunu koruma refleksini yerine getiriyor, daha da başarılı olanlara Bipspor aracılığı ile bonus ödeniyor, ekmeğini taştan çıkarıyor. Eğer bu kişi gerçek bir gazeteci olsa aşağıdaki gibi yapardı:

Bu olayı öğrendiğinde hemen haberleştirirdi çünkü TFF tüm futbol organizasyonunun yönetiminden sorumlu ve TFF Başkanı sadece Galatasaray'ın çıkarlarını temsil etmiyor. Galatasaray kuralları çiğnemiş, diğer takımlar ise UEFA kurallarına uymak için iyi ve kaliteli oyuncularını satmak zorunda kalmış, tüm takımların ve futbolun adil yönetiminden sorumlu TFF tarafından kurallara uyanlar değil uymayanlar cezalandırılmış.

Futbolda kurallarını uygulamaktan ve eşit rekabet ortamı yaratmaktan sorumlu TFF yönetimi sadece Galatasaray'dan sorumlu  federasyon gibi davranmış ve bunu biliyor olmasına rağmen bu medya çalışanı patronunu korumak için bu haberi saklamış. Patronunu korumak gerektiğinde kullanıyor.

Gerçek gazeteci TFF'nin UEFA'da Galatasaray'ı korumak için nasıl bir katkı yaptığını da sorgulamak ihtiyacı hissederdi. Öyle ya, diğer takımların menfaatleri üzerinden bir pazarlık olmuş muydu ya da "Siz Galatasaray'a ceza vermeyin biz de Avrupa Şampiyonası konusunda ısrarcı olmayalım, UEFA'nın ülkemizi insan hakları konusunda falan aşağılamasına sessiz kalıp ülke menfaatlerini falan yok sayalım mı" demişlerdi?

Ayrıca diğer takımlar aleyhine, Galatasaray lehine UEFA'da Galatasaray'ı destekleyen TFF bunu yurt içine de taşımış mıydı? Onların sevdiği bir MHK başkanı atayarak onlara sevimli görünmek istemiş miydi ya da sizin aleyhinize düdük çalan hakemlerin düdüğünü astıracağım demiş miydi?

Herkesin istifasını isteyen Galatasaray MHK Başkanı'na neden asla toz kondurmamıştı?

TFF Başkanı'nın maaşlı çalışanından Bipspor bordrosuna dahil olandan gazeteci olmaz, siz benim nezaketime bakmayın medya çalışanı bile olmaz. Bir insanın saygınlığı işine gösterdiği saygıyla ölçülür, bu nedenle işini yukarıdaki gibi yapan insanlara kimse saygı duymaz, duymuyor...