Rayların üzerinde 28 saat

01 Aralık 2018 Cumartesi  |  GÜNLÜK

Ankara Gar-Tatvan Gar, Van Gölü Ekspresi, tek başına, 28 saat yolculuk. Onlarca düşünce, yüzlerce farklı manzara, dakikalık değişen ruh hali, kendinize saklayacaklarınız...

Van Gölü Ekspresi hakkında sadece teknik bilgi isteyenler yazının son paragrafını okuyabilir. Geride kalanlarla 28 saatlik yolculuğun zerrelerine ineceğiz. "Altı üstü bir tren yolculuğu" diyenleri de dışarı alayım. Tek başınıza tren kompartımanında geçirdiğiniz bir gün elbette sadece yolculuk olamaz.

Yolculuğa çıkmak için düşünmeyin, bir anda karar verin olsun bitsin. Hayatınızla ilgili planlar yapmak her zaman sizi kazançlı çıkarmıyor. Biletinizi alın, planlamayı sonra yapın. Karar verin ve harekete geçin.

Tren garları; romanlarda, filmlerde daima ayrılıkların, kavuşmaların, geride bırakmaların, yeni bir hayata başlangıçların sembolüdür. İçinde olduğum tren Ankara Garı'ndan ayrılırken bu duyguların hepsini yaşadım desem yalan olmaz.

Yataklı vagonda kapınızı kapattığınız anda; bedeniniz, düşünceleriniz, trenin sesi ve manzarayla baş başa kalıyorsunuz. Tren için hareket düdüğü çaldığında yalnızlık okyanusunda kürekleri çekmek sizin elinizde. Vagonlarda gezerek arkadaş da bulabilirsiniz. Oturduğunuz yerden kalkmadan, beyninizden geçen cümleleri sesli okuyup hayatınızdaki anlatım bozukluklarını bulmaya da çalışabilirsiniz.

Müzik ve kitabın eşliği

Başlığı okuduğunuzda "klasik; yol, müzik ve kitap olmadan çekilmez geyiği yapıyor" diyebilirsiniz. Yalan yok, yanıma iki kitap aldım, birini hiç açmadım, diğerininin birkaç cümlesini okuyup kenara bıraktım. Müziği ise akşam dinledim. Karanlıkta manzara size eşlik etmeyi bırakınca, müzik yol arkadaşı oluyor. 28 saati tek başıma geçirmenin verdiği hazla ve sadece kendi müdahalelerimin olduğu dünyada -sınırlı süre de olsa- süreyi en keyif aldığım şekilde kullanmak için telefonumdan sürekli dinlediğim müzikleri açıp, kimi zaman karanlıklar içinde aydınlık bir yerler bulmaya çalıştım. Kimi zaman da kalkıp camda bana eşlik eden yansımamla birlikte dans ettim.

Normal yaşamda ve hayatın olağan akışı içerisinde; dinlenmek için uyku vazgeçilmez bir gereksinim. Ben trenin içindeki 2 metrekarelik kompartımanımda ne normal bir yaşamdaydım ne de hayatımın olağan bir akışı vardı. Bu nedenle uykuya çok az ihtiyaç duydum. Gece birkaç saat kestirip, sabah karşılaşacağımız manzarayı karşılamak için erken kalktım.

1 saat önce düşündüğümü, 1 saat sonra düşünmediğim, ardından 2 saat önce düşündüğüme tekrar döndüğüm yolculuğumda güneşin ilk ışıklarıyla birlikte aklımdakileri yansıtırcasına sis karşıladı. Bir gün önce gündüzle birlikte geride bıraktığımız düz ovaların yerini bu defa dağlar, uçurumlar ve nehirler almıştı.

Plaza, mega kent çocuğu ve Trakyalı -bizim oralarda dağ yok- olan bana ilginç gelen manzaralar elimde telefonla bir o cama bir diğer cama gidip yüzümde her defasında bir öncekinden daha fazla tebessümler oluşturdu.

Yolculuğun geride bıraktığınız kısmında arındığınız düşüncelerin artıklarını atmak için Tatvan'a varmadan önceki son 3-4 saat önemli. Sizden çıkan iyi-kötü-mutlu-hüzünlü-karmaşık-düz tüm düşünceler karşınızdaki dağlara çarpıp tren yoluna eşlik eden nehre düşüp akıp gidiyor.

İnsan manzaraları

Trende sizinle birlikte yolculuk yapan herkesin ayrı bir hikayesi var. Kasa kasa elmalarla trene binenler, ilerlemiş yaşına rağmen vagonun koridorunda dans edenler, yalnız hissedenler ve gerçekten yalnız olanlar.

Bir de tren penceresinden baktığınızda; treni meraklı gözlerle inceleyenler ve çocuklar. Benim hiç unutmadığım; Tatvan'a az bir zaman kala, Muş Ovası'nın düzlüğünde otlatmakla görevlendirildiği koyunları umursamadan elleri ceplerinde treni geçişini izleyen kırmızı montlu çocuk oldu. Okuduklarımın etkisinde kalarak onun için sadece "Yine bahar gelecek çocuk. Sen ellerini cebinden çıkarıp, üşümeden trenle birlikte koşacaksın" diyebildim.

"Yol güzel varmak değil"

Benim için son günlerdeki en güzel dakikalar bu tren yolcuğu oldu. Maalesef onun da sonu gelmişti. Tren Tatvan Garı'na girerken, 28 saatimi geçirdiğim kompartımanımla, geride bıraktıklarımla vedalaşıp, çantama aldıklarımla yola devam ettim.

Yazının bu kısmında bitirişi de sürekli olarak tekrarladığım Yılmaz Erdoğan'ın satırlarıyla yapayım: "Yol hemen bitmesini istediğimiz bir şey değil, ömür hemen yitmesini istediğimiz bir şey değil. Yol güzel, varmak değil"

Kısa kısa bilgiler

Doğu Ekspresi'ne yer bulamayanların tercih ettiği Van Gölü Ekspresi hakkında bilgiler:

- Ankara'dan salı ve pazar 10.55'te, Tatvan'dan (Bitlis) salı ve perşembe 07.00'de kalkıyor.

- Trende pulman (otobüslerdeki 2+1 oturma düzeni), örtülü kuşetli (karşılıklı 2 yatak olan 4 kişilik kompartıman), yataklı (2 kişinin yolculuk yapabileceği kompartıman) bulunuyor. Vagonlarla ilgili ayrıntılı bilgi videoda var.

- Trende yemekli vagon var. Ancak burada satılan yiyecekler hazır ve mikrodalga fırında ısıtılıp servis ediliyor. Dolayısıyla yanınıza sandviç yapmak için malzeme almanızı tavsiye ederim.

- Vagonun uç kısımlarında alaturka ve alafranga tuvalet var. Ben yataklı vagonda olduğum için bizim tuvaletler pulman ve örtülü kuşetliye göre daha temizdi.

- Bilet fiyatları:

Pulman: 48 lira

Örtülü kuşetli: 63,5 lira

Yataklı: Tek başınıza kompartımanı kapatırsanız: 187 lira, iki kişi bilet alırsanız 234 lira.

- Yataklı vagonda temiz çarşaf, yastık kılıfı ve nevresim hazır halde bulunuyor. Örtülü kuşetlide ise size verilen eşyaları yatağına seriyorsunuz.

- Yataklı vagonun mini buzdolabında TCDD'nin ikramları yer alıyor. Ayrıca terlik ve yüz havlusu da kompartımanda mevcut.

(Bahadır Çolak, ensonhaber.com)

Yazının orjinalini okumak, diğer fotoğrafları görmek ve yolculuğun videosunu seyretmek için tıklayın