Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları

01 Aralık 2018 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

"Umarım asla dindar olacak kadar yaşlanmam" diyen ve neredeyse 90 yaşına kadar yaşayan İsveçli ünlü yönetmen Ingmar Bergman'ın bir zamanlar Hitler hayranı coşkulu ve aktif bir Nazi olduğunu biliyor muydunuz?

O milyonlarca kişinin izlediği korku filmlerinin usta yönetmeni, A.Hitchcock'un yumurtadan korkabileceği hiç aklınıza gelir miydi? Evet yanlış okumadınız yumurtadan korkan ve tiksinen A.Hitchcock...

"Yumurtalardan korkuyorum. Korkmaktan da öte tiksiniyorum. O hiçbir deliği olmayan, yuvarlak beyaz şeyler... Kan neşelendirir, kırmızıdır. Ama yumurtanın sarısı tiksinti vericidir" diyen ve hiç yumurta tatmayan A.Hitchcock'un kadın kıyafetleri giyme tutkusu ise ayrı bir konu.

Ya S.Spielberg'in fobilerine ne demeli? Makineli tüfek gibi hızlı konuşması ile bilinen ve otizmin bir tonu olan Asperger Sendromundan muzdarip olan usta yönetmen, böceklerden asansöre, yılanlardan mobilyalara kadar uzanan bir çok şeyden korkuyormuş. Bir gün asansörde kalıp ölmekten korkan ve asansör kullanmamak için yapım ofisini sadece 2 kata yayan Spielberg, iş görüşmelerini de lobide gerçekleştiriyormuş.

F.Fellini'den Q.Tarantino'ya, Stanley Kubrick'ten Kurosawa'ya kadar sinemaya yön vermiş usta ve dahi yönetmenlerin sıradışı yaşamlarını, sette yaptıkları garip hareketlerini, ilginç kişilik özelliklerini, tuhaf alışkanlıklarını ve çeşitli zaaflarını öğrenmek istiyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun.

Robert Schnakenberg"in yazdığı ve "Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları" adını taşıyan bu kitap Domingo Yayınları tarafından 2014 yılında basılmış. 287 sayfalık kitabın dilimize çevirisi ise Emre Gözgü tarafından yapılmış.

Kitap ünlü yönetmenlerin sıradan ve normal insanlara göre delilik sayılabilecek huylarını ve davranışlarını anlatan, sinema tarihine dair oldukça zor bulunacak anekdotları barındırması açısından da ilginizi çekebilir. Özellikle sinema meraklılarının mutlaka okuması gereken belgesel niteliğinde bir eser diyebilirim.

Amerikan İç Savaşı'nda kölelik yanlısı konfederasyon taraftarı bir ailenin oğlu olan ve 1915 yapımı "Bir Ulusun Doğuşu" adlı filmi yöneten D.W. Griffith'in ırkçılığı o derece ileriymiş ki çekeceği filmde siyahilerin oynaması gereken bir rol varsa, bunu yüzlerini boyattığı beyaz oyunculara yaptırırmış. Kim bilir bu durum belki de o yıllar için olağan sayılıyordu.

Kitapta anlatılanlara göre; Charlie Chaplin, lastik fobisi olan ve ayrıca kişisel hijyene hiç de önem vermeyen biri olarak biliniyormuş.

İspanyolların ünlü yönetmeni Luis Bunuel ise yemek davetlerine geç gelinmesini kabul edemezmiş. Hatta New York'ta kendisini ziyarete gelen arkadaşları geç kalınca hazırladığı tüm yemeği, kapıyı çaldıkları zaman önlerinde yere dökmüş. Bunuel ayrıca başkaları kendisini izliyor endişesiyle karısıyla sevişeceği zaman tüm kapı aralıkları ve anahtar deliklerini mobilyalarla kapatırmış.

Giriş kısmında yönetmenleri  "son kovboylar" olarak niteleyen yazar, ayrıca onların aşçılar, CEO'lar ve röntgencilerle kıyaslandığını belirtiyor. Yine bu kitapta karşı cins kıyafeti giyenleri, ayak fetişistlerini, temizlik hastalarını, kontrol manyaklarını ve seks bağımlılarını da bulabilirsiniz.

Toplam 35 ünlü yönetmenin kısa yaşam öykülerini anlatan bu kitap, ayrıca sinema tarihinin ilginç yapımcılarına, kötü yönetmenlerine, yeteneksiz ünlülerine ve çekimler sırasında yaşanmış çeşitli olaylara ve dedikodulara da yer veriyor.