4 büyükler borç batağında

02 Aralık 2018 Pazar  |  GÜNLÜK

"Kulüpler bu borç batağından çıkamayacaklar. Bu çok net. Sonucu iflas olacak veya kulüp el değiştirecek."

Bu sözler, futbol ekonomisti Tuğrul Akşar'a ait. Akşar, yüz milyonlarca euroluk borçları olan Türk futbol kulüplerinin içinde bulundukları finansal yapıdan kısa vadede kurtulmalarının mümkün görünmediğini söylüyor.

Süper Lig'deki kulüplerin 13,5 milyar TL'lik (2,3 milyar euro) toplam borcu, toplam yıllık gelirlerinin yaklaşık 4,5 katı. Bu borcun önemli bölümü Türkiye'de "dört büyükler" olarak adlandırılan Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor'a ait. Dört büyükler, önümüzdeki yıllardaki gelirlerinin büyük bölümünü de alınan borçlara karşılık finans kuruluşlarına temlik olarak vermiş durumda.

Bu kulüplerin borç batağına düşmesinde, popülist yönetimlerin taraftarları memnun etmek için yıllardır sürdürdükleri transfer çılgınlıklarının büyük etkisi bulunuyor. Borç batağındaki dört büyük kulüp de Financial Fair Play kuralları nedeniyle ağır cezalar almamak için UEFA ile çeşitli anlaşmalar yaparak denetim altına girip gelir-gider dengelerini tutturma taahhüdünde bulundu.

Söz konusu finansal yapının "sürdürülemez" olduğunu belirten futbol ekonomisti Akşar, "Aslında kuluplerin doğal seleksiyona bırakılıp batmaları, küme düşürülmeleri falan gerekiyor ki ciddi ölçüde küçülsünler. Ancak bu borçlanmayı, bugün siyasi otorite de bir siyaset aracı olarak gördüğü için kulüplerin batmasına izin vermiyor. O nedenle de bunlar kendilerinin sahip olmadıkları, ileride kazanacakları gelirlerini bugünden çarçur ediyorlar" diyor.

Daha önce Bursaspor'da Sportif Direktör, Göztepe'de ise CEO olarak görev yapan Barış Güçlü, bu kulüplere cezayı UEFA'dan çok daha önce Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) kesmesi gerektiği görüşünde. Şu an futbolcu menajerliği yapan Güçlü, büyük kulüplerin TFF tarafından popülizm yapılarak kollandığını belirterek, "Almanya'da olsa iflasları istenir, lig düşürülür ya da kapatılırlardı" ifadesini kullanıyor.

Dortmund örneği

Spor yazarı ve akademisyen Sema Tuğçe Dikici, Alman kulubü Borussia Dortmund'un Türk kulüplerine verilebilecek en güzel örnek olduğu düşüncesinde. Okan Üniversitesi Spor Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Dikici, Borussia Dortmund'un 2005 yılında yaşadığı sıkıntılı dönemi hatırlatarak şöyle diyor:

"İflasın eşiğinden gelip bugün dünyanın en çok kazanan kulüplerinden biri oldular. Nasıl? Yeniden yapılanma ile. Önce borçlarını yapılandırdılar. Sonra altapıya yöneldiler. Ellerindeki değerli oyuncuları satıp sıcak para akışı ile borçlarını kapadılar. Kulubün şu an 350 milyon euroya ulaşan yıllık geliri, Türkiye'de dört büyüklerin toplam gelirini geçiyor."

Can simitleri dernek statüsü

Kulüplerin yüz milyonlarca euro borçlarına rağmen neden resmen iflas etmediklerine dair hukuki açıklamayı ise Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) hâkimi Emin Özkurt yapıyor. DW Türkçe'ye konuşan avukat Özkurt, söz konusu kulüpler dernek statüsüne sahip oldukları için teknik olarak hukuki anlamda iflas etmelerinin mümkün olmadığını belirtiyor. Özkurt, "Ancak tabii, borçluluk oranlarının artması takım giderlerinin ve oyuncu maaşlarının ödenememesi gibi durumlarda takım batar diyebiliriz. Kısaca döndürülebilir borçluluk olmadığı zaman kulüp batar" diye ekliyor.

Şu an Süper Lig'deki kulüplerin buyük bölümü dernek statüsünde. Bu kulüplerin, dört büyükler dâhil yarı yakınının bünyesinde bir de sportif A.Ş. bulunuyor. Kulüplerin borçlarının çok büyük bölümü de borsada işlem gören bu şirketlere değil, derneklere ait.

Çözüm tamamen şirketleşme mi?

Peki çözüm ne? Futbol ekonomisti Akşar'a göre, dernek statüsünde oldukları için fütursuzca harcama yapıp borçlanabilen kulüplerin tamamen şirketleşmesi. Akşar, bu yapının TBMM'den geçecek bir kanunla değiştirilmesi sonucu hesap verebilir konuma gelmelerinin şart olduğunu belirtiyor.

Süper Lig'de tamamen şirket statüsünde olan üç kulüpten biri Göztepe. İzmir kulübü, Göztepe Sportif Yatırımlar A.Ş.'yi 2014 yılında Altınbaş Holding'den satın alan Mehmet Sepil'e ait. Sepil tarafından alındığında 2'nci ligde olan Göztepe, üç sezon içinde önce 1'inci lige, ardından da Süper Lig'e yükseldi.

Menajer Güçlü, 2014-2016 yılları arasında CEO olarak görev yaptığı Göztepe'nin bu sportif başarısına ve şu an hiçbir borcu bulunmamasına vurgu yapıyor. Güçlü, İzmir temsilcisindeki yönetim şeklinin diğer kulüplere de örnek olması gerektiğini savunuyor.

Alınabilecek diğer önlemler

Futbol ekonomisti Akşar'ın şirketleşme dışındaki çözüm önerilerinden biri de yine meclis tarafından geçirilecek bir yasayla bir mali üst kurul oluşturulması. Türkiye'de kulüp başkanlarına maddi anlamda sorumluluk yükleyebilecek cezai bir kanun olmadığına dikkat çeken Akşar, "Tıpkı finansal sistemdeki BDDK gibi, spor sisteminde de bir üst mali kurul oluşturulmalı. Kuluplerin finansal, ekonomik gelişimlerini ve bunların mali yapılarındaki gidişatı yakından takip etmeli, denetlemeli, yön vermeli" diyor.

Spor hukukçusu Özkurt da bir başka yasal çözüm önerisi getiriyor. Yaklaşık altı yıldır bekletilen Kulüpler Birliği Yasa Tasarısı'nın yürürlülüğe girmesi için adım atılması gerektiğini belirten Özkurt, "Bu yasa tasarısına göre kulüp yönetiminde olanlar kendi dönemlerinde yapılan harcamalardan dolayı mali yönden sorumlu olacaklar ve ekonomik anlamda da yaptıkları işlem ve harcamalardan dolayı gerçek manada hesap vermek durumunda kalacaklar" diyor.

Ekonomik sıkıntıların sahadaki yansıması

Türkiye'de yaz aylarında baş gösteren ekonomik kriz nedeniyle yükselen döviz kurları ve banka faizleri kulüplerin üzerindeki borç yükünü daha da artırdı. Hem bu durum hem de UEFA'nın transfer kısıtlamalarının sürmesi nedeniyle başta dört büyükler olmak üzere birçok kulüp sezona sıkıntılı bir şekilde başladı. Futbolculara yapılması gereken ödemelerde yaşanan gecikmeler, oyuncuların hukuki yollara başvurmalarına ve takım içinde huzursuzluklara neden oluyor.

Dört büyüklerin saha içi performansları da iç açıcı değil. Tarihinin en kötü sezonunu geçiren Fenerbahçe, ligde 15'inci sırada. Lig tarihinde şampiyonluğu sadece bir sezon başka bir kulübe kaptıran dört büyüklerin diğer üçü ise liderin 6 ila 11 puan gerisinde. Süper Lig'in ilk iki sırasında şahıslara ait olan şirket kulüpleri Başakşehir ve Kasımpaşa var. Türk kulüplerinin Avrupa arenasındaki performansı da taraftarları hayal kırıklığına uğratıyor.

(Cengiz Özbek, Deutsche Welle Türkçe)