'Prekarya' isyanı

03 Aralık 2018 Pazartesi  |  MENTOR

Bugün futbol yazmayacağım, zaten yazacak bir şey yok. Bir derbi ve futbol yok, futbolcu yok, hakem yok, teknik direktör, federasyon yok, hiçbir şey yok, neyini yazacaksın?

Bugün Fransa'daki "Sarı Yelekliler"i yazacağım...

"Sarı Yelekliler"in sadece Fransa'ya özgü bir hareket olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz, bütün dünyayı ilgilendiren bir sorun bu. Fransa'da olması sadece onların protesto kültürünün ve bilincinin yüksek olmasından kaynaklanıyor.

Belki de dünya tarihinde ilk defa kapitalizmin kadim müttefiki muhafazakâr sağ ekonomik nedenlerle ayaklanıyor. Cümledeki çelişkiyi anladınız sanırım ama yine açıklamak istiyorum, muhafazakâr sağ aslında kürtaja, eşcinsel evliliklere, göçmen haklarına kârşı protesto gösterileri düzenlemiştir ama belki ilk defa "ekonomik nedenler"le ayaklanıyor. Güya benzin zammına protesto ama o sadece kıvılcım asıl neden Macron'un orta sınıfı yok etme amacını taşıyan ve yoksulları aşağılayan politikalarına karşı çıkmak.

Kapitalizmin beyi burjuvalar büyük zaferler kazanıp aristokrasi ve feodaliteyi toprağa gömdüğü günlerden sonra en büyük müttefiki yoksulları unutup köleleştirmiş ve dayanılmaz bir ızdırap çağı başlamıştı. Her etki gibi bu da tepkisini yarattı ve dünyada sol hareketler yükselmeye başladı; temel söylem daha adil paylaşım idi, kısa sürede büyük başarılar kazandılar. Her ne kadar beklentilerin aksine sanayi devrimin yaşandığı Avrupa ve Amerika yerine Rusya, Çin, Küba ve Güney Amerika gibi köylülüğünü koruyan toplumlarda başlamış olsa da başarı kazanmışlardı. Bunun nedeni sömürgecilik sayesinde diğer ülkelerin varlıklarının kendi ülkelerine aktarılması ve kendi işçilerine belli bir refah sunuyor olmalarıydı ancak bu döngü de Atatürk ve Türk Ulusunun başkaldırmasıyla sona erdi. Dünyanın her yerinde sömürgeciliğe başkaldırı ve bağımsızlık hareketleri yayıldı, sömürgecilik devam etse de eski kaba ve aşırı halini kaybetti.

Bu durum yaşamak için kâra ihtiyaç duyan kapitalizmi bir kez daha köşeye sıkıştırmıştı, kârların artması için yeni kaynak yoktu ve mevcut paylaşımda çalışan kesimin payı azalmalıydı, böylelikle tüm dünyada sol yükselmeye başladı. Ancak kapitalizmin imdadına bu kez de teknoloji devrimi yetişti ve kâr için yeni ve sonsuz bir alan yarattı ve paylaşım bir kez daha can yakmadan kârları artırmayı mümkün kıldı.

Ancak yavaş yavaş bu döneminde sonuna geliyoruz, artık verimlilik artışı ve sonucunda artan kârlılık çok zor ve bir kez daha kârların artması paylaşımdan çalışanların aldığı payın azlamasına bağlı ve tüm dünyada bir şekilde çalışanların hakları tırpanlanıyor. Yeni dünya düzeni bunlara "prekarya" diyor. Kısaca güvencesiz çalışanlar, geleceği olmayan çalışanlar demek. Kısa süreli sözleşmeler ve parça başına ücret, serbest çalışan işçi gibi kavramlarla işçilerin hakları tırpanlanıp yoksulaşıyorlar. İşte Fransa'daki hareket orta sınıfın güvencesizleştirilmiş "prekarya" yapılma çabalarına başkaldırısıdır ve olasıdır, tüm dünyaya yayılması özellikle Amerika ve Avrupa'yı sert vurması kaçınılmaz gibi görünüyor.

Biraz ütopik gelebilir ama bunun engelleyecek tek şey Mars gibi dünya dışı gezegenlerin kolonileştirilerek dünya dışı kaynak yaratılmasıdır ya da daha basit çözüm; daha çok kâr, daha çok lüks daha çok tüketim yerine ihtiyacımız kadar talep eden insanlar olacağız. Ancak sorun bu kadar basit değil çünkü bu defa insan doğası devreye giriyor ve farklı olma kazanma hırsı iyilik üzerine bir sistem kurma çabalarını her defasında yok ediyor. Bakalım gelecek ne getirecek ama kapitalizmin yeni bir krize girdiği gerçek ve kapitalizm ne zaman krize girse insanlar acı çekiyor.

"Bizde ne oluyor" sorusunu cevabı ise yine aynı: Kimseye benzemiyoruz bizde bırakın bir prekarya yaratmayı, tam tersi gelişmeler oldu Fransa'da ayaklanan muhafazakâr sağ kesim bizde son 20 yılda inşaat ve imar rantı ile en çok zenginleşen kesim oldu ancak tek sorun bunu yaparken kullandığımız kaynağın üretilen değil borç alınan bir kaynak olmasıydı. Kaynak bitti ve şimdi tüm dünya ile birlikte biz de çok farklı da olsa yeni bir eşikteyiz. Son 20 yılda inşaat rantı ile elde ettiğimiz serveti üretime ve paylaşıma döndürüp tamamen farklı bir yöne mi evrileceğiz, yoksa bu ödünç servetimizi üretmeden hızla tüketip eskisinden daha fakir mi olacağız?

Bilmiyorum ama hem dünyanın hem de Türkiye'nin bundan 20 yıl sonra çok farklı olacağı açık umarım insanlar acı çekmeden bunlar gerçekleşir. 

Not: Prekarya kavramı İngiliz akademisyen Guy Standing'e ait, kitabın adı "Yeni ve Tehlikeli Bir Sınıf; Prekarya". Guy Standing aynı zamanda 1975-2006 arasında Uluslararası Çalışma Örgütü'nde (ILO) çalıştı ve  Sosyo Ekonomik Güvence Programı Başkanlığını yaptı. Program tüm dünyada sosyal güvenlik uygulamalarının incelenmesinden sorumluydu.