Tembellik esas, çalışmak araç!..

05 Aralık 2018 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Tembellik esastır. Çalışmak, tembellik edebilmek için bir araçtır . Çalışmazsan paran olmaz ve tembellik yapamazsın. Tembellik  için para, para için de çalışmak lazım...

Bu maalesef, doğuştan kaynaklanan bir eşitsizlik gerçeğidir. Zengin bir ailede doğarsan daha az çalışıp daha fazla tembellik yapma şansın daha fazladır. Bu türler, gerek para kaynağını gerekse tembelliklerini kamufle edebilmek için çok çalışıyor gözükmek zorundadırlar. Oysa onların her öğlen başlayan ve akşam devam eden yemekleri veya iş seyahatleri  bir tembellik türüdür. Kimse kimseyi kandırmasın.

Bu, zengin bir ülkede doğmuşsan da aynıdır. Çalışmasan da işsizlik parası alıp yan gelip yatabilirsin veya çalışıyor olsan da, haftada 30-35 saat çalışır, yılda 4 hafta ücretli izne çıkarsın. Bir o kadar da bayram seyran  vardır ve aslında yılda sadece 21 gün çalışırsın (bkz. Dipnot).Yani, zengin ülke çocuğu, zengin ana baba çocuğu gibidir. Onların ana babaları çocuklarına zengin ülke vermiş ve bebeler de nasiplenmektedir. Kaç nesil bu miras yenir,  henüz bilinmemektedir.

Tembellik=turizm

Tatil, tembelliğin parayla satın alınan bir ürünüdür (Tembellik çeşitli ayrı türlerde yapılabilir. Bu yazıda tatil türü ele alınmaktadır). Tatil, zaman ve para faktörlerinin çarpımı ile elde edilir. Eğer belli bir çalışmanın sonunda bu ürünü  almak istiyorsanız, zaman konusunda aşağıdaki noktalara dikkat etmeniz ve olmuyorsa, ikametinizin bulunduğu yerde  asgari parayla azami zaman geçirme esasına dayanan ana tembellik ilkesini uygulayarak, gereksiz para harcamamanız  ve  zamanınızı optimal değerlendirmeniz gerekir. Burada kullanılan tatil tabiri; tembellik edebileceğiniz kendi ikametiniz ve evinizdeki yatak, koltuk, televizyon gibi kendi araçlarınız dışında başka bir mekana yer değiştirme ve çalıştığınız işyerinden size verilen ücretli tembellik izninizi  bu ürünü satın alarak değerlendirme olarak kullanılmaktadır. Nitekim tembelliğe, "turizm" diye bir  ekonomik anlam katan literatürde bu kavram; çeşitli nedenlerle (nedenler bu sayfaya sığmayacak kadar çoktur)  kendi ikametgahının  dışında başka bir mekana 24 saati aşan bir süre için  konaklama amacıyla gitmek olarak bilimsel bir bazda tanımlanmaktadır. Bizim tanımlamamız, çok daha kapsamlı ve anlamlıdır.

Bu anlamda bir haftalık denilen ama aslında 2 hafta sonu arasına  5 iş günü izin alınarak  9 tam gün tembellik elde edildiği sanılan  bir tatile çıkmak, yapılabilecek en ahmak harcama olup, istatistiklere göre, iznin başlayacağı cuma akşamı, işten gece ondan önce çıkılamaz ve o gece sabahlara kadar adetten dağıtılır. Cumartesi geç kalkılır ve hızla tatil üstbaşları alımı için çarşı pazara  gidilir. Bazı düzenliler, bu işi önceki haftaya veya haftalara yayarak parça parça alışveriş yapsa da, o ilk cumartesiye mutlaka bir şeyler kalır. Oysa bu eylemler, tembelliğin ana ilkesiyle tamamen çelişmekte  ve ilerideki çalışma süresini arttıracak maddi sonuçlar doğurmaktadır. 

Örnekler tatil!

Neyse, böylece 1. gün böylece geçer ve  2. gün pazar yola çıkılır, onda da nedense sabahın köründe kargalar kahvaltı etmeden harekat başlar.

Varılan tatil mekanında 3.4.5. günler çevreye adaptasyon sıkıntısı çekilir ve hala her sabah işe gitme güdüsüyle uyanılır, cep telefonu elde iş takip edilir.  6.7. günler, biraz tembellik havasına girilse de iş hala akıldadır ve de dönüş hazırlıkları başlar. 10. gün pazartesi işe tatilden dönmüş havasının tam verilmesi için, 9. gün evde olunması ve hazırlık gerektiğinden, 8. gün geri dönülür. Bu tam bir kendi paranla işkencedir ve tembellik elde edilememiştir. Çalışma ruhundan hiç çıkılmadığı için 10. işe gidiş günü çevreye yanık tenli tatil gülücükleri atılsa da, her zamanki bir rutindir ve gelecek hafta sonu, evde yapılacak gerçek tembellik için iple çekilir.

2 haftalık tatillerde (10 iş günü ve 3 hafta sonundan 16 net gün), birinci haftanın başlangıç sendromları benzer şekilde yaşanır ve fakat asıl trajedi tam 12. gün tüm tembellik duyuları vücuda yayılmış iken, 15. gün dönüleceği endişesinin başlamasıyla bir haftalık tatilden daha şiddetli psikopatik bozukluklar başgösterir. 17. işe gidiş günü mutlaka bir veli veya eş, dost eşliğinde olur.

3 haftalık tatil en ideal olanı gözükse de, toplam 23 günden oluşan bu muhteşem tembellik süreci vücut ve ruhta kalıcı izler bırakır. 12.gün kılcal damarlardan başlayarak tüm vücudu saran bir vurdumduymazlık, bir adamsendecilik, cep telefonunu orda burda bırakma, arayanlara "ay odada unutmuşum şekerim" demeler, 19. güne ve hatta 23. güne kadar sürer. 24. işe gidiş günü ise maalesef trajik sahnelerle doludur. Genellikle o gün işe gidilmez ve rapor alınır.

4 haftalık (bir ay) ve gelişmiş ülkelerin her çalışanının bir hak olarak elde ettiği ama  gelişmemiş ülkelerin sadece kamu kesimlerinde  bir ayrıcalık olarak sağlanan  bu tembellik sürecinde, işe dönseniz de olur dönmeseniz de. Ne arayan vardır ne de soran. Zaten bu uzun süreli  tembelliğe erişmiş olanlar çalışıyor gözüküp de çalışmadan para kazanabilen en gelişmiş türler olarak birer tembellik anıtıdırlar.

Aslında gelişen sendikal haklarla, her çalışanın bu 4 hafta izni vardır ama 4 hafta sonra bir başkası koltuğumda oturur endişesi, bu sürenin kullanımını engeller ve de kamu kesimi dışındaki patron, bu süreyi topluca kullandırmamakla, tersi anlaşılsa da, çalışanı korur. Diğer yandan, bu 4 haftayı parçalı kullanma hakkı her işletmede  vardır ama "kardeşim daha 2 ay önce iznini kullanmıştın" dememesi için, patrona bunun sıkı sıkı hatırlatılması ve zapta geçirilmesi gerekir. Bu yüzden, bu konuda şanslı bir kesim olan tüm  köşe yazarları kamu tanıklığı önünde patronu sıkı bağlamak için her izne çıkışlarında "Yazarımız izninin bir bölümünü kullandığından" tabirini hep kullanırlar ve anlaşmazlık halinde çıkarıp bu gazete kupürlerini patronun gözüne dayarlar.

Dipnot: Genel olarak bir insanın yılda net kaç gün çalıştığıyla ama özel olarak son türde izin kullananlarla ilgili yapılan matematiksel hesaba göre: Yılda 52 hafta veya 365 gün vardır. Bu 52 haftadan  2 hafta sonu günleri çıkınca 104 gün kafadan çalışılmaz ve 261 işgünü kalmış gözükür. Buradan dini, milli, yerel vs. bayramlar toplam 30 ila 40 gün çıkınca (bunun iki dini bayramı var, 23 Nisan'ı var, 19 Mayıs'ı var, kaynak yapılan günleri varsmiley) 221 gün, 4 haftalık izin süresi çıkınca 190 gün kalır. Yok çocuğun okulu, kendi hastalığın, eşin doğum yapması, yakının ölümü, kardı, seldi, vs gibi bir 20 gün de böyle düşer. Kalır 170 gün  Sabah 1 saat geç gelinir, öğlen 1 saat mola olur 2 saat, akşam 1 saat erken çıkılır, arada çay kahve molaları 1 saat daha, oldu mu sana günde 5 saat arazi. Böylece 170 günde 3 saat/gün  çalışmanın toplamı 510 saat olur. Bunu 8 mesai saatine bölersek 63 işgünü yapar. Veya 24 e bölersek 21 gün eder. Eh, bu kadar çalışmaya bu  kadar da tembellik olsun canım!..

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.