Sami Kohen: Sebep aramak kolay, baskı her zaman vardı!

24 Mayıs 2014 Cumartesi  |  MG ÖZEL

Türkiye'de "dış haber" denilince hemen hemen herkesin aklına tek bir gazeteci gelir: Sami Kohen. Adı Milliyet Gazetesi ile özdeşleşen Kohen uzun meslek yaşamı boyunca dış haberlerin tıpkı siyaset, ekonomi ya da spor gibi bir gazetenin doğal parçası haline gelmesi için mücadele vermiş bir gazeteci. Bugün gazetelerde dış olaylara, diplomasiye ayrı bir sayfa ayrılıyorsa bunu ona borçluyuz.


Kohen kısa süre önce Milliyet'te 60. yıl plaketi aldı, böylece aynı gazetede aralıksız tam 60 yıl çalışarak bir rekora da imza attı. Üstelik ilginç olan Kohen'in meslek yaşamının aslında Miliyet'ten de eski olması. Medya Günlüğü, Kohen'in 65 yıla yaklaşan gazetecilik serüvenini araştırdı...

YENİ İSTANBUL


1949 yılında St.Benoit'dan mezun olan Kohen ertesi yıl İstanbul Üniversitesi'nin yeni açılan Gazetecilik Fakültesi Enstitüsü'ne girer. Aslında daha lisedeyken, özellikle dış konularla ilgili yazmaya ve Tan'da ilk yazıları çıkmaya başlamıştır. Babası İngilizce'yi geliştirmesi için Robert Kolej'den hoca tutar. Kısa süre sonra Yeni İstanbul mektupla gönderdiği makaleleri yayınlar. Yazıları o kadar beğenilir ki, 3. yazıdan sonra gazetenin sahibi tanışmak için davet eder, karşısında çok genç birini görünce ister istemez, "Evladım sen mi yazıyorsun bunları" diye sorma ihtiyacı hisseder!
O zaman gazetelerde çalışma saatleri 17.00-02.00 arası. Kohen asıl ilgisini çeken dış haberler üzerine yazmaya başlar ve Türk basınında ilk dış haberler sayfasını kurar, karşı masadaki gazeteci ise, uzun süre aynı mesleği paylaşacağı Abdi İpekçi'dir.
1954 sonbaharında İpekçi Kohen'e,"Ali Naci Karacan büyük bir gazete kuruyormuş, benim başına geçmemi önerdi. Sen de gel birlikte çalışalım"der. İpekçi'nin teklif götürdüğü gazetecilerden biri de Halit Kıvanç'tır.

KARACAN VE İPEKÇİ


Böylece Milliyet 1 Ekim'de çıkmaya başlar ama Karacan kısa süre sonra vefat edince yerini oğlu Ercüment Karacan alır. Kohen o günleri hatırlarken, "Bir yanda Karacan, diğer yanda Abdi İpekçi, dünyaya açık iki insanla çalışma imtiyazına sahiptim"diyor.
Tabii, her şey sorunların çıktığı zamanlar yok değildir. Mesela, bir ara Milliyet ekonomik nedenlerden sayfa sayısını düşürür ve dış haberler sayfası kaldırılır...Devamını Kohen'den dinleyelim...
"Bizim sayfanın gitmesine çok üzülmüştüm. Ne yaptım? Gazetede kullanılmayan  dış haber ve yazıları gazete çalışanlara dağıttığım bir "Dış Haberler Bülteni" çıkarmaya başladım. Bu bülten daktilo ile yazıp teksir ettiğim 6-8 saydan ibaretti. Toplam 100 adetti. Teksir ve dağıtım işininde odacımız Bayram'ı cebimden bir bahşiş ödeyerek - kullanıyordum. Bu günlük bülteni Ercüment Karacan masasında ilk gördüğü gün beni çağırdı, "Tebrik ederim, kaç basıyorsun? Aman fazla kağıt harcama" dedi.! Aynı şekilde Abdi ilk sayıyı gördüğümde çok beğendiğini söyledi ,sonra kulağıma "güzel bir mastürbasyon"diye fısıldadı! Aradan bir ay geçtikten sonra Abdi "Yahu şu haberler boşa harcanmasın, sana gazetede daha fazla yer verelim" dedi. Mücadelem işe yaramıştı..."

İLKLERE İMZA


Böylece, hayatının kopmaz bir parçası haline gelen Milliyet'te çalışmaya başlayan Kohen tam 60 yıl boyunca yüzlerce söyleşiye ve binlerce köşe yazısına imzasını attı, Latin Amerika'dan Çin'e, Arnavutluk'tan Kuzey Kore'ye pek çok yere ilk Türk gazeteci olarak adım attı, çarpıcı röportajlar yaptı. Unutmadan eklemek lazım, Kohen'in yanında çalışanlar, yetişenler arasında Mehmet Ali Birand, Dinçer Güner, Leyla Umar, Özer Yelçe ,Necdet Günkut gibi isimler vardır...
Kohen, "Dış haberler Türk medyasında neden üvey evlat muammelesi görür" sorusunu, "Toplum içe dönük olduğu için dünya meseleleri gerektiği gibi işlenmiyor. Genelde Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren konulara ağırlık veriliyor. O zaman bile hep yüzeysel baklıyor, derine inme gayreti hiç yok"diyor.
Meslek hayatı boyunca bu anlayışla mücadele eden Kohen, İsveç'ten Kanada'ya, İspanya'ya kadar pek çok başkentte part-time muhabirler bulmuş. Kohen, "Bu arkadaşların çoğu kadrosuzdu ve amatördü. Mesela New York'ta İskender Songur adında bir arkadaşımız vardı, fotoğraf çekerdi ama haber yazmasını bilmezdi! Onun gönderdiği notları ben haberleştirirdim"diye anlatıyor.

PARA BAHANE!

Medyanın dış haberlere yer vermemek için bulduğu bahanelerden biri de,  yurtdışına muhabir göndermenin pahalı olması. Oysa Kohen hiç de öyle düşünmüyor, hatta "Vietnam savaşını izlemek için yola çıktığımda cebimde ne kadar para vardı biliyor musunuz? Topu topu 200 dolar. Yani 200 dolarla bir savaşı izledim"diyor.
 Peki, 60 yılını verdiği Milliyet Kohen için ne ifade ediyor?
"Milliyet bende hep pozitif izler bıraktı. Benim için Milliyet yenilikçi, çağdaş, objektif, kapsamlı, haberi anlaşılır bir dilde veren bir gazetedir. Bizim Milliyet'teki vizyonumuz hep bu olmuştur. Bu miras bir süre devam etti, sonra biraz zayıfladı..."
 Peki, ya günümüzde medyaya yönelik baskılar konusunda ne düşünüyor?
"Baskı dönemlerini geçmişte de yaşadık, yani ilk defa olmuyor. Neler gördük! Menderes'i, 12 Eylül askeri rejimini...Yani sebep aramak kolay!"
Türk basınında adı saygıyla anılması gereken gazetecilerin başında gelen Sami Kohen'in genç gazetecilere de örnek olacak öyküsü böyle...

Cenk Başlamış

25.5.2014