Ali Haydar Yurtsever'in ardından...

12 Kasım 2014 Çarşamba  |  MG ÖZEL

Genç kuşaklar adına pek aşina olmayabilir ama bugün kaybettiğimiz Ali Haydar Yurtsever  (66) Türk basınında iz bırakmış gazetecilerden biriydi.
Milliyet Gazetesi'nin Viyana muhabiri olan Ali Haydar, özellikle 1980'lerin sonu ve 1990'lı yılların başında önemli, hatta tarihi haberlere imza atmıştı. Viyana muhabiriydi ama Milliyet'in "jokeri" gibiydi. Doğu Avrupa ülkeleri sallanmaya başladığında Milliyet'in o dönemdeki Genel Yayın Yönetmeni Doğan Bey (Heper), Dış Haberler Servisi Şefi Aykut ağabeye (Güven), " Ali Haydar hemen Bükreş'e gitsin" diye talimat verdi.

Nikolay Çavuşesku ve eşi Elena'nın asılma ve  sarayın yağmalanma görüntüleri dahil Ali Haydar Romanya'dan peş peşe manşet haberler gönderdi. Bükreş'te yaşanan tarihi günleri okurlarına en ayrıntılı, en sağlıklı şekilde duyuran gazete Milliyet olmuştu. Sadece Romanya değil, Bulgaristan ve Çekoslovakya'daki yeni dönem, Berlin Duvarı'nın yıkılış, Yugoslavya'nın dağılma süreci Türk kamuoyunun Ali Haydar'ın kaleminden izlediği tarihi olaylar arasındaydı.

Viyana'nın göreli olarak durağan bir başkent olmasının da etkisiyle Milliyet nerede bir olay varsa hemen onu gönderiyordu. 1968 yılında gazeteciliğe başlayan Ali Haydar'ın yıldızının parladığı haberlerden biri de Irak'ın Kuveyt'i işgali ardından patlak veren 1. Körfez savaşıydı. Hayatını tehlikeye atarak savaşı izleyen Ali Haydar, savaş bittiğinde kendisine bir zarar gelmeden Bağdat'tan ayrılabildiği için o kadar mutluydu ki, İstanbul'a gelir gelmez o zaman Cağaloğlu'nda olan Milliyet'in binasında çaycı Felek'e, "Bütün gazeteye içecekleri ben ısmarlıyorum" demişti. Kazanacağı parayı düşünerek mutluluktan ayakları yerden kesilen Felek, Ali Haydar aniden İstanbul'dan ayrılmak zorunda kalınca haliyle biraz bozulmuştu!

Somali'den Karadağ'a Makedonya'dan Bekaa'ya, Arnavutluk'tan Kosova'ya ve  Abdullah Öcalan'ın Roma günlerine pek çok önemli haberin altına imzasını atan neredeyse gitmediği ülke kalmayan Ali Haydar ne yazık ki en büyük darbeyi, uğruna hayatını tehlikeye attığı gazetesi Milliyet'ten yedi. Onun haberlerini gururla manşetten duyuran Milliyet Ali Haydar'ın o zaman 3 bin dolar olan maaşını sigortada asgari ücret olarak göstermişti. 

Belki de esas acı olan bu değildi; geçirdiği rahatsızlık sonucu kolunu kullanamamaya başlayan Ali Haydar'ı işten çıkarıvermişti Milliyet. Tazminatı almak istediğinde de maaşının asgari ücretten yatırıldığını öğrenmişti. Haklı olarak Milliyet'i dava etti. Bir zamanlar onun genel yayın yönetmenliğini yapan Umur Talu mahkemede cesur ve dürüst şekilde Ali Haydar'ın ne kadar maaş aldığını söyledi. Sonuçta davayı o kazandı, Milliyet kaybetti.

Sedat Simavi dahil pek çok ödülün sahibi olan Ali Haydar bloğunda, "Önce insanım sonra gazeteci. 40 yıllık meslek yaşamında her zaman kalemimin efendisi olmayı yeğledım. Gerektiğinde kırdım ama satmadım. Gazeteci taraf olamaz. Doğru! Ama nereye kadar?...Ezilen insanların, uğradıkları haksızlığı yansıtmak, "taraf" olmaksa" o zaman gazeteci taraftır."diye yazmıştı.

Son zamanlarda sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu. 4 Temmuz'da facebook sayfasında "Kanserle ciddi savaş...Maalesef birinci raundu kaybettim" başlığı altında şunları yazıyordu: 

"Bu kez doktorun randevularına riayet edip tam 10 gün art arda ışın tedavisi gördüm. Bu arada kemik sever tümör kardeşimiz de boş durmamış ve sol bacağımdaki uyluk kemiğini kemire kemire kopma noktasına getirmiş.Işın tedavisinin 10.gününde eve dönüp çalışma masamdaki koltuğa oturduktan yaklaşık bir saat sonra hareket edemedim. Hastahaneyi aradım gelmem gerektiğini söylediler. Cankurtaran çağrıp hastahaneye gittim.... Toprağı bol olsun, Kanuni Sultan Süleyman bir beytinde "Olmaya cihanda devlet bir nefes sıhhat gibi" demişti. Yerden göğe kadar haklıymış. Önce sağlık yerine yıllarca önce gazetecilik deyince bu illete yakalandım. Sizler lütfen sağlığınıza öncelik verin. Siz değerli dostlarımı bilgilendirmek istedim. Hepinize yürekten sevgi ve sağlık dileklerimi iletiyorum..."

19 Ekim'de Umur Talu, Habertürk'te "İşsiz ama eşsiz bir gazeteci" başlıklı yazısında Ali Haydar'ın kendisine gönderdiği şu mektubu yayınladı:
 
"Sevgili dostlar;

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve her hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Nazım Hikmet'in dizelerini çok severdim. Savaş cephelerinde ise hep kendi dizelerimi tekrarladım: Ya Allah ya Muhammed, ya Allah ya Ali! Ben bu savaşın tarafı değilim!
1. ve 2. Körfez savaşlarında, Yugoslavya'nın parçalanmasında gelişmeleri bildirirken, yazma gücünü benden esirgemeyen, destek olan sevgili dostum Umur Talu'ya, ilgilenen tüm meslektaşlarıma çok teşekkür ederim. Yaklaşık bir yıldan beri kanser denilen illetten tedavi gördüğüm dönemde desteğini esirgemeyen Umur Talu'ya yürekten sevgilerimi sunuyorum. Gösterdiği dostluğun, güzel ilginin iyileştirici gücünü hissediyorum.
Son bir yıl içinde tedavi gördüğüm dönemde, yabancı bir ülkedeki işime son veren ülkemin ulusal ajansı AA'nın bu insanlık dışı kararını gündeme getirdiği için de. Savaşı izlemek üzere boynumda makinemle, işgal altındaki başkent Saraybosna ve İgman Dağı'nda, inançlı bir insan olarak hep dizelerimi tekrarlıyordum. Öyle bir vahşet içinden inancımla evime geri döndüm. Şimdi bulunduğum hastane ortamından kurtulup bir şekilde aileme, çocuklarıma kavuşabilmem için de dizelerimi aynı inançla tekrarlıyorum. Sevgili Umur, bana yapılan mesleki yasa dışı haksızlıkları dile getirerek her zaman doğru ve adil olanı savundun; haksızlıkları düzeltmek için mücadele verdin, başarıya da ulaştın. İzninle, bugün o değerli köşende misafir gazeteci olarak, bu insani şeyleri gündeme getirerek, dostluğumuzu anlatmak istedim.

Yaptığın her şey için sevgilerimi sunuyorum.

Ali Haydar Yurtsever, Viyana'da işsiz gazeteci"

Son olarak Yavuz Donat dünkü köşesinde Ali Haydar'ın baş ucunda çekilmiş bir fotoğrafa yer vermişti.Aslında o fotoğraf bugün gelen kötü haberin üzücü bir işaretiydi...

Türkiye'de artık unutulmaya başlanan bir mesleğin, muhabirliğin parlak, çalışkan ve özverili temsilcilerinden olan Ali Haydar Yurtsever'i saygıyla anıyoruz...

 

Cenk Başlamış

 

12.11.2014

Ali Haydar Yurtsever'le ilgili daha ayrıntılı bilgi ve fotoğraflar için:

http://www.yurtsever.net/